Sosyal Medyada ROI’nin önemi

Kategorilenmemiş 30 Ekim 2009 | 0 Comments

Sosyal Medyada ROI’nin önemi

Online mecraların güçlü bir pazarlama gereci haline gelmesiyle birlikte, sosyal medyanın önemi daha da belirginleşmeye başladı. Firmalar artık sosyal medya üzerinden pazarlama faaliyetlerine devam ediyor; bu mecraları daha iyi tanımak için bir takım deneme yatırımları yapıyor ve bu konuda danışmanlık hizmeti veren kişilere başvuruyor. Şüphesiz bunlar sevindirici gelişmeler, fakat birçok firma sosyal medyaya yaptığı yatırımın geri dönüşünü nasıl sağlayabileceğini bilmiyor. Pazarlama yatırımlarında unutulmaması gereken en önemli konu ROI (Return On Investment), yani yaptığınız yatırımın maddi değer olarak geri dönüşüdür.

ROI nedir?

ROI (Return On Investment) yapılan bir yatırımın karşılığında zaman içinde elde edilen maddi değerdir.

ROI

ROI

ROI basit ve kolay şekilde hesaplanabildiği için sıkça kullanılan bir kriter olarak karşımıza çıkar. Yatırımdan elde edilen kazanım ve yatırımın farkının yine yapılan yatırıma oranı projenin ROI’sini verir.

Sosyal Medyada ROI

”Sosyal medyada ROI neden önemlidir?” sorusunun cevabı oldukça basit, sosyal medyaya yapılan yatırımlar ölçümlenebilir. Sosyal medya uzmanları ya da danışmanlarının yürütmüş olduğu projelerdeki başarı kriterleri oldukça açık ve nettir, rakamlarla da ifade edilebilir. Bu yüzden sosyal medyaya yapılan yatırımlar reel olarak ölçümlenip, stratejiler değiştirilebilir. Sosyal medyadaki ölçümleme konusuyla ilgili olarak yeni birçok servis mevcut. Bunlardan en çok hoşuma gideni Egg Co’nun Peashoot servisi.

Servisin yaratıcısı Jon Anthony Yongfook’un sosyal medyada ölçümlemenin önemi üzerine hazırlamış olduğu sunuma bir göz atmanızı tavsiye ederim.

Tagged in , , , ,

Kurum içi iletişim nasıl iyileştirilebilir?

Kategorilenmemiş 27 Ekim 2009 | 0 Comments

Kurum içi iletişim nasıl iyileştirilebilir?

Günümüzün iş dünyasında iletişimin önemi herkesçe bilinir ve tartışılmaz bir gerçektir. Doğar doğmaz ağlayarak, bağırarak, çağırarak kendimizi ifade etmeye başlıyoruz.
Peki iletişim bu kadar önemliyken ve kendi doğamızda hep var iken, neden en büyük problemimiz iletişimsizlik oluyor? Doğuştan iletişimciyiz, fakat iletişimi biliyor muyuz?
Komşularla, market çalışanlarıyla, restorantta siparişimizi alan garsonlarla, ailemizle, arkadaşlarımızla ve patronlarımızla doğru iletişimi kurabiliyor muyuz?
Bu soruların cevabını bulmak için sosyal, kültürel, ekonomik, etnik ve hatta genetik birçok parametreyi irdelemek gerekebilir.

iletişim

iletişim

Proje tanımını büyük başlıklarla sunmak
Son günlerde nasıl söylediğinin, ne söylediğin kadar önemli olduğunu düşünmeye başladım. İnsanlarla doğru iletişim kurabilmek, doğru anlaşılabilmek için üslup ve açıklık oldukça önemli.
Patronlarımızla konuşurken, biraz da iş yaptığımızı gösterme kaygısı ile işlerimizi en alt kalemlerinden detaylandırarak anlatmaya başlarız. Aslında işleri en üst başlıklarıyla anlatıp, detay istenildikçe detaylara inmek daha anlaşılır bir etki yaratıyor.

Kurum içi toplantılarda not tutmak
Not tutmak güzeldir, insanı çoğu zaman motive eder. Toplantılarda herkes kendine göre not tuttuğu için, toplantılarda herkes bir şeyleri atlayabilir. Bu yüzden toplantıda birisinin herkesin söylediği önemli cümleleri not alıp, toplantı sonrasında herkes ile paylaşması faydalı olabilir. Genellikle toplantıda konuşulan ve alınan kararların bir kısmı atlanabilir. Bu yüzden bir sonraki toplantıya bir önceki toplantı notları referans alınarak başlanmalıdır.

Aklıma ilk gelen iki başlığı yazdım, sizin aklınıza gelen başlıkları da merak ediyorum.

Hakan Akben, Live@Utrecth

Kategorilenmemiş 24 Eylül 2009 | 1 Comment

Kahramanımız Hakan Akben’in Hollanda’nın güzide şehri Utrecth’te verdiği mini konserden özel görüntüler.
Klip Sony Ericsson K850i Cep telefonuyla çekilmiştir. Bu yüzden ses ve görüntü kalitesine takılmadan keyfini çıkarmaya bakınız…

Hakan Akben – Kaybolmusum (Live @ Utrecht) from Hakan Akben on Vimeo.

Kocaman dokunmatik duvarlar

Kategorilenmemiş 17 Temmuz 2009 | 0 Comments

Teknolojilerin pazardaki varlığını ve gelişmini tetikleyen en önemli unsur, son kullanıcının ilgisi ve gösterdiği satın alma eğilimidir. Yani birbiriyle rekabet eden benzer segmentteki teknolojilerden hangisinin kalıcı olacağına bizler (son kullanıcılar) karar veriyoruz. Minority Report filmi ile zihinlerimize kazınan çoklu dokunmatik teknolojisine sahip, cama, duvara ve hatta boşluğa yansıtılabilen görüntüler, benim gibi herkesin kalp atışını hızlandırmıştı zamanında. Güzel haber şu ki, teknoloji kısa bir süre içerisinde filmde çizilmiş vizyonu gerçeğe dönüştürebildi.

Multi-Touch, RFID ve Flash bir arada

Multi-touch teknolojisine sahip ekranlar son dönemde ilgimi en çok çeken teknolojilerin başında geliyor. Apple Ipod Touch ile tanıştığımda bu teknolojinin sağladığı kolay kullanım avantajı ve özellikle ”Band” uygulamasında gösterdiği performansıyla gönlümde taht kurmuştu. (Band, Itunes üzerinden bulabileceğiniz Ipod Touch ve Iphone üzerinde çalışan, minik bir müzik yazılımı. Kendi müziğini yapmak ile azıcık ilgisi olan herkese tavsiye ederim…)

Vendor’lar, son kullanıcıdan gelen geri dönüşler ile bu teknolojinin gelecek vaad ettiğini düşünüyor olmalı ki, Microsoft hemen ”Surface” ile karşımıza çıka gelmişti.

Internette ilgi ile takip ettiğim Adobe Flash Platform Evangelist’lerinden biri olan Serge Jespers ‘ın bloğunda rastladığım bu Video’yu paylaşmak istedim. Video’da  Multi-Touch, RFID ve Flash Platform teknolojileri kullanılarak inşa edilmiş bir duvar göreceksiniz. Oldukça heyecan verici! :)


Tagged in , ,

Gitar Kazıma Süreci Bölüm-1

Kategorilenmemiş 15 Temmuz 2009 | 6 Comments

Gitar Kazıma Süreci Bölüm-1

Bazı insanlar yeni görünümlü eşyaları severken, kimileri de vintage (eski) görünümlü eşyaları sever. Benim gibiler de yeniden eskiye dönüş aşamasında bizzat eskitmeyi sever. Bu eskitme sürecini de yıllara dayandıracak sabrı olmadığı zamanlarda da iş başa düşer ve eskitme çalışmaları derhal başlar.

1998 yılında gitar çalmaya heves etmeye başladım. Elimde Fender Mexico Strat 1996 yapımı bir gitar var. Yani ben Mirkelam, Tarkan, Mustafa Sandal dinlerken birileri bu gitarı çalıyormuş. Düşününce ne kadar ironik geliyor :)

Son dönemde yaşımın ilerlediğini hissetmeye başlamama paralel olup, alternatif müzik tarzlarından, köklere inişe geçmeye başladım. Nedense Jazz, Blues, Türk sanat müziği, türkü ve etnik çalışmalar ilgimi fazlaca çekmeye başladığı bir dönemdeyim.

Beni gitar çalmaya özendiren baba gitaristlerin (David Gilmour, Jimmy Page, SRV, BB.King, Jimmy Hendrix, Brian May…) o eski vintage görünümlü gitarlarından feyz alarak, ben de kendi gitarıma kendisine has bir görüntü vermeye karar verdim ve başladım gitarı kazımaya…

Bu iş sabır işi

Gece saat 22:00 sularıydı, aşka geldim gitarı kazımak için. Evde zımpara da yoktu, aldım ekmek bıçağını başladım kazımaya…

Gözüm dönmüştü, kazıdıkça kazıyordum, gitar adeta can çekişiyordu, fakat başlamıştım bir kere, devam etmeliydim. Ardından gitarın boyaları düzensiz bir şekilde dökülmeye başladı. Gitarın sadese boyasını değil altındaki tahtasını da kazımıştım. Çok berbat bir görüntü oluşmuştu. Bu işe canım çok sıkılmıştı.

Gitarın üzerindeki boyaları belki de yakma yönetmiyle çıkarabilirim diye düşündüm. Evdeki bilimum yanıcı maddeleri gitarın üstündeki belli yerlere bölgesel olarak boşalttım, sonra üzerinde ateş yaktım, boyalar çıkmadığı gibi boyaların üzerinde sarımtırak bir renk oluştu. Gitardan iyice soğumuştum.

Dayanamadım, arkadaşım Süheyl’i aradım. Daha önce benzeri gitar kazıma projeleri olduğunu, bunlardan bazılarının başarısızlıkla sonuçlandığını söyledi ve her kalınlıkta zımpara alarak o şekilde denemem gerektiğini söyledi.

Zımparaladıkça zımparaladım

İş dönüşü nalburdan zımparaları aldım, her boyutta farklı kalınlıkta zımparalar. Gitarı başladım kazımaya. McGayver gibi her işte bilgi sahibi olan babamı aradım. Telefon konuşması şu şekilde idi…

Hakan: Baba selam.

Baba: Naapiyosun oglum…

Hakan: Gitarı kazıyorum baba, sen ne yapıyosun?

Baba: Neyle kazıyosun?

Hakan: Zımpara ile baba….

Baba: En kalınıyla zımparala sonra ”0” numara ince zımpara ile de yuvarlak yuvarlak kazıyacaksın, fişek gibi olur …

Hakan: Sağol baba…

Baba: Bu arada Maykıl Ceksın ölmüş.

Hakan: Sorma baba, çok üzüldüm ben de…

Baba: Niye üzülüyosun oğlum, senin önün açıldı… hahahahaha (Erol Taş gülüşü ya da Emrah’ın dalga geçen zengin arkadaşları gülüşü…)

Hakan: Önce dans öğrenmem lazım… Haydi görüşürüz..

Baba: Kolay gelsin…

Babamın dediği gibi ”0” numaralı ince zımpara ile gitarı kazıdım ve gitarın son halini isight’dan çektiğim haliyle koyuyorum. Gitarın tipi belki bozuldu, belki daha güzel oldu, fakat en önemlisi o artık şahsına münhasır bir gitar oldu. Benim Gitarım…

Photo 24

Photo 19

Photo 23

Tagged in , , , , , , , ,

Adobe Browser Lab Geldi

Teknoloji 2 Temmuz 2009 | 0 Comments

Adobe Browser Lab Geldi

Adobe Browser LabsLafı uzatmadan hemen konuya gireyim. Web sayfası tasarlarken, çoğumuzun aklına tasarladığımız sitenin farklı internet tarayıcıları içinde nasıl görüneceği sorusu gelir. Bu, webmaster’lar ve tasarımcılar için oldukça önemli bir konudur ve test süreçleri biraz uzun ve sancılı geçebilir. Adobe bu soruna bir çözüm getirerek, Adobe Browserlab’ı bugün hizmete açtı.

Webmaster’lar Firefox’tan Safari’ye kadar farklı web tarayıcılarında, yarattıkları web sayfasının nasıl görüneceği ile ilgili testleri buradan gerçekleştirebiliyor.  Adobe Browserlab uygulaması CS4 Dreamweaver ile entegre de çalışabiliyor. Bu şekilde local (Yerel) sunucunuz üzerinden çalışırken de tarayıcı görünüm teslerini gerçekleştirebiliyorsunuz.

Uygulamayı aşağıdaki linkten test edebilirsiniz

https://browserlab.adobe.com/index.html

Tagged in , , ,