Hayatımın kontrolünün avuçlarımın arasından kayıp gittiğini hissettiğim anlar gözümün önüne geliyor… Herkes gibi kendimi yetersiz, işe yaramaz, mutsuz hatta zavallı gibi hissettiğim dönemlerden bahsediyorum… Özellikle okul ve profesyonel hayatımın ilk yıllarında mutluluk ve mutsuzluk duygusu birbirine yapışmış, her gün bana duygusal ve zihinsel işkence yapardı. O dönemlerde içimden bir ses, bu günlerin hayatımın sadece demo versiyonu olduğunu, her şeyin yavaş ve sakin bir şekilde rayına oturacağını söylerdi. Nitekim doğru da oldu! Lakin hayatın demo versiyonundan gerçek sürümüne geçiş sürecine karşı hazırlıklar yapılmalıydı. Bu işe paradigmalardan, yani sahip olduğum değerler dizimin yeniden kodlanmasıyla başlanabilirdi.

Paradigmaların yeniden yapılandırılması

Aile, iş, para, ilişkiler gibi dış etmenler bizleri zorladığında eğer sahip olduğumuz içsel değerler tam oturmamışsa, psikolojimiz zayıflamaya başlar ve hayatla ilgili sorgulama ve yeni arayışlar zirve yapar; geceleri uyuyamaz, sabahları geç ya da uykusuz kalkar, etrafımıza saçtığımız negatif enerji ile dostlarımızın duygularını bir vampir gibi sömürmeye başlarız. Bunalımımız bir çığ gibi büyürken, geçmişle bitmeyen hesaplaşmalar, pişmanlıklar ve kızgınlıklar yakamızı bırakmaz.  Zihin rahat durmaz, spekülasyonu çok sever, en sevdiği şey ise zamanda ileri ve geri yolculuk yapmaktır. Maalesef bu zaman yolculuğu zihni ve bedeni çok yorar. Bir çıkış yolu ararız, ertesi gün ya da önümüzdeki Pazartesi, yeni hayatımıza merhaba demek için planlar yapmaya başlar, bu konuda büyük beklentiler içine gireriz. Dönüşümümüzün bir anda, kesin ve net bir şekilde gerçekleşmesini bekleriz, fakat gerçek şu ki; dönüşüm hiçbir zaman bir anda olmaz çünkü, değişimin kesin ve net olmasını istiyorsak işe kemikleşmiş yanlış değer dizimizin yeniden yapılandırılmasıyla, yani paradigmalarımız ile başlamamız gerekir. Dini kitaplar, kişisel gelişim metinleri, yaşam koçları bu konuda sadece birer yol göstericidir. Bu kaynakları özümseyip, kendi zihin ve duygu süzgecimizden geçirip kendimize has yeni değer yargıları oluşturmalı ya da var olan değer yargılarımızı sağlamlaştırmamız icap eder. Bu da yıllar sürecek uzun bir pratik ve çalışma gerektirir.

Bu uzun ve hiç bitmeyecek gibi görünen yolculukta yeni değerler diziliminizi oluştururken bazı kaynaklara ihtiyaç duyacaksınız. Dini kitaplar, felsefe kitapları, dahilerin biyografileri, dost sohbetleri ve bazı kişisel gelişim kitapları (ki bence büyük çoğunluğu hiçbir işe yaramıyor!) bu yolda ilerlerken sahip olacağınız önemli kaynaklar olacak… Bu kitaplar içerisinde rahmetli Stephen R.Covey’nin ‘Etkili insanların 7 Alışkanlığı’ ve ‘8. Alışkanlık’ kitaplarının yeri çok ayrı bir yerdedir. Mutluluk ve başarıya giden yolda doğru ilkelere (değer yargılarına) sahip olmanın önemi tartışılmaz. Gelin Stephen R.Covey’nin kitaplarında sunduğu değerlere, yani etkili insanların 7 alışkanlığı ve 8. alışkanlığa kısaca bir göz atalım.

  • Proaktif ol,
  • Sonunu düşünerek işe başla,
  • Önemli işlere öncelik ver,
  • Kazan/Kazan diye düşün,
  • Sinerji Yarat,
  • Önce anlamaya çalış… sonra anlaşılmaya,
  • Baltayı bile,
  • Sesini bul ve insanlara seslerini bulmaları için ilham ver.

Peki siz bunalımlarınızı bertaraf ve hayatınızı dengede tutmak için hangi yöntemlere ve kitaplara sığınıyorsunuz? Aşağıdaki yorum bölümünden düşüncelerinizi paylaşıp, sesinizi duyurabilirsiniz!