The_dipGeçtiğimiz hafta sonu değerli dostum Hasan Başusta ile iş dünyası ve yeni girişimler üzerine sohbetteydik. Konu girişimler falan olunca parlak fikirler ve başarılı işleri konuşarak başladığımız muhabbet, ister istemez batan projelere de şöyle bir uğrayıverdi. Hayat bu; batmakta var, çıkmakta… Hele Türkiye gibi, belirsizliklerin had safhada olduğu bir ekonomide, uzun vadeli planlar ve projeler yapmak, küçük sermayeli bebek girişimler için hiç ama hiç kolay değil.

Tüm projeler gazla başlar…

Proje ve girişim dünyasıyla ilgili ilk etapta akla gelmeyen en büyük gerçek şudur: Büyük hevesler ve hayallerle başlayan girişimlerin hatırı sayılır çoğunluğu daha ilk yılına gelmeden ya havlu atar, ya da geleceği olmayan bir iş için para yakmaya devam eder; batmak için ertesi yılı bekler. Karar vermek ve daha da önemlisi verilen kararları uygulamak büyük cesaret gerektirir. Zamanında uygulanmış kararlar, ki bu karar dükkanı kapatmak bile olsa, kurumları ve bireyleri daha büyük yıkımlardan kurtarabilir.

İşte tam bu konuları konuşuyorken Hasan, sihirli çantasından (hep o postacı çantasıyla gelir sohbetlere; içinde şekerler, kitaplar, sayfalarca notlar, bir sürü gizemli şeyler falan… ) Seth Godin’in incecik mavi kitabı Dip’i çıkardı ve masaya koydu! ‘’Bunu oku’’ dedi! Cici bir insan olduğum için dostumun dediğini yaptım ve kitabı okudum. Yetmedi; bir daha okudum! Herkese de şiddetle tavsiye ederim. Ama yok, ben okuyamam, vaktim yok diyenleriniz için konuya blog’umda da değineyim istedim.

Gazın bittiği yerde ‘Dip’ başlar!

Büyük hevesler ve hayallerin orijinal fikirlerle harman olup, sonsuz istek ve arzuyla bizi yakmaya başladığı ‘o an’ şirket kurmanın ilk adımıdır. Önce o harika fikrimizi evirir çevirir, düşünür onunla yatıp kalkıp; ‘’işte bu!’’ diye dolanmaya başlarız. ‘’Müthiş fikir bulduk; bu iş çok tutar!’’ diye gezinirken, ailemizden ve yakın çevremizden de fikirle ilgili geri bildirimler alırız. Eh… onlardan da iyi bir geri dönüş alınca hemen fikri hayata geçirmek için planlar, projeler yapmaya başlarız.  Starbucks’ta, Cafe Nero’da buluşmalar, parayı denkleştirmeler filan derken, ‘’Bam!’’ Şirketi kurarız! Rüzgarımız var, orijinal fikrimiz var, e gaz da tamam! Şirketi kurduk ürünü geliştiriyoruz, paraları kodculara, tasarımcılara saçıyoruz, inancımız tam, dünyayı değiştiriyoruz derken içinizden bir yerlerden cılız bir ses size seslenir:

Şşşt… bilader, gazı aldık gidiyoruz ama doğru yolda mıyız, çok mu para harcıyoruz, bu iş gerçekten tutar mı, burada debelenirken kaybettiğimiz fırsat maliyeti ne olacak, e hani sen evlenecektin, baba olacaktın, eve ekmek ve yoğurt getirecektin…’

Çoğu girişimci bu cılız sese ilk etapta kulak vermez, ya da o kadar meşguldür ki duyamaz. Ne var ki, zorluklar artmaya başladığında vazgeçmek ya da devam etmek arasında kaldığımızı hissettiğimiz o an; Dip’in başlangıcıdır.

Tamam mı, devam mı?

Seth Godin’e göre hayatımızın her alanında; yıldızlar ve normal insanları ayırmakla görevli bir ‘dip’ vardır. ‘Dip’,  profesyonel olmak isteyen amatörün ayrıştırıcısıdır. İlk ve tek şarkısıyla patlamak isteyen şarkıcıyla, on albüm yapmış efsane müzisyeni birbirinden ayıran süzgeçtir. CEO olmak isteyip, 3’üncü yılında kurumsalı bırakan Ahmet ile şirketteki 25’nci yılında CEO olmuş Ayşe Hanım’ın arasındaki farktır. ‘Dip’, sektörün standartlarını belirleyen, herkesin geçemeyeceği zorluk kriteridir. Eğer ‘Dip’ olmasaydı ve herkes her işte başarılı olsaydı ne ekonomi, ne de sektör diye bir şey olmazdı. Muhtemelen standart diye bir terim de olmayacaktı!

seth-godin-the-dip
İşte ‘Dip’ böyle bir şey

Her zorluk ‘Dip’ değildir!

Ne var ki, karşılaştığımız her zorluk ‘Dip’ değildir. İçimizden gelen o cılız sesi duymaya başladığınızda ilk yapmamız gereken bunun bir ‘Dip’ olup olmadığını anlamaktır.

Eğer elinizdeki rakamlar ve piyasa şartları bu işe devam etmek için direnç gösterdiğinizde katlanarak artan bir geri dönüşü vaad ediyorsa bu bir ‘Dip’ tir. Dişler ve kemerler sıkılıp yola devam edilmelidir; üç vakte kadar ferahlık vardır.

Eğer yaptığınız işin bir karlılığı yoksa, sadece dükkanı döndürüyorsanız ve bu durumda bir değişiklik olmayacak gibiyse bu bir ‘Dip’ değil, çıkmaz sokaktır; İşi bırakmak gereklidir. Çoğu girişimci hanesinde eksiyi görmeden bırakamaz. Şirket hesabınıza giren ve çıkan para miktarı aynıysa; paradan para kazanacak büyük finansal sistemlere de dahil değilseniz, bu işe devam etmek ne kadar mantıklıdır siz karar verin.

Eğer yaptığınız işte durmadan cepten yiyorsanız ve pazar ısrarla ürününüze tepki göstermiyorsa daha fazla zorlamadan geri çekilmek en güzelidir.

Sıkılmazsanız Dip’ten kurtulmanın yöntemlerini anlatan şu video’ya da bir göz atmanızı tavsiye ederim.