Bloğumda yayınlamak için biraz geç oldu. Ancak yazımın evvela Campaign dergisinde yer almasını bekledim.

2016, büyük ve önemli değişikliklere merhaba dediğim hayli ilginç bir yıl olarak vazifesine devam ediyor. Kurumsaldan çıkıp girişimciliğin yalnız ve dikenli yollarında kendimi bulmaya çalıştığım bir dönemdeyim. Tam bu karmaşanın ortasında hayatıma giren Campaign Dergisi ve Kristal Elma’nın bende ayrı bir önemi var. Sevgili Ömer Erdem’in kaptanlığında memleketin çetin sularında, büyük özveri ve mücadelelerle hazırlandı bu yıl ki Kristal Elma. Bu seneki etkinlikte bana da son derece önemli bir görev düşmüştü. İnternet Ekipleri Amiri Serdar Kuzuloğlu’nun festival sunucusu olduğu salonun hemen arkasındaki ‘Eli Acıman Salonu’nun sunumları ve oturumları bana emanet edildi. Geçen yıl yine Kristal Elma’da küçük bir salonda benzer bir görevim olmuştu. Ancak tahmin edersiniz ki ‘Eli Acıman’ ın adını duyunca heyecanlanmamak elde değil.

 Bu yıl Eli Acıman salonunda 3 gün süren sunuculuğun yanında, biri ana sahnede olmak üzere toplam 8 oturumda moderatörlük de yaptım. Yorucu ama son derece keyifli bir tecrübe olduğunu da belirtmek isterim. Ömer Erdem ve Ertuğ Özdemir’e bu keyifli fırsat için bir kere de buradan teşekkür etmek isterim. 

Unutulmaz Cumartesi toplantıları

Son 6 aydır her Cumartesi sabahı Lift’te yapılan içerik toplantıları ve sevgili Ertuğ Özdemir’in retina yakan mind map’lerini unutamayacağım. Memleket halleri malum. Oldukça zor bir dönemden geçiyoruz. Bu durumun festivale de yansımaları olmadı değil. Özellikle yabancı konuşmacıların ardı arkası kesilmeyen iptalleri pek zorlayıcı oldu. Neyse ki moraller hiç bozulmadı ve bence müthiş bir Kristal Elma çıktı ortaya. 

Kristal Elma’da yeni yüzler için de yer var 

img_5207
Havas İstanbul CEO’su Erol Batislam ve Bahçeşehir İletişim Fakültesi Öğr. Görev. Doç.Dr. Kemal Suher ile Eğitim vs. Gerçekler panelinden bir kare.

Sektörü konuşmak ve insanları bir araya getirmenin dışında, bu tür etkinliklerin gözden kaçan önemli bir misyonu daha olduğunu düşünüyorum. Yeteneği olan, bir şeyler yapan insanların kendini anlatabileceği bir sahne vermek. Ben dahil eminim pek çok kişi Elon Musk’ın ya da Steve Jobs’ın başarı hikayesini dinlemekten bıkmış usanmıştır. Artık hepimiz sıradan insanların sıra dışı hikayelerini dinlemek istiyoruz. Bu açıdan bakınca bu sene ‘Eli Acıman Salonu’nun tam da bu profilde konuklara ve hikayelere ev sahipliği yaptığını düşünüyorum.

İletişim sektöründe yeni nesil İK 

Şu günlerde her yerde bir ‘yeni nesil’ ve ‘y-z kuşağı’ meselesi konuşuluyor. Bu yeni nesil iş gücünü ekonomiye kazandırabilmek için onların dünyasını ve beklentilerini anlamak gerçekten önemli. Estee Lauder İK Direktörü Revna Besler, Mc Cann İK Yöneticisi Canten Akdağ ve Korn Ferry Hay Group Danışmanı Sezai Kayaoğlu’nun oturumu son derece zihin açıcı ve aydınlatıcıydı. Oturumda yeni nesil İK anlayışı, y-z kuşaklarının beklentileri ve onların iş hayatına adaptasyonunu kolaylaştıracak ipuçları paylaşıldı. 

İyi bir iletişimci olmak için eğitime gerek var mı?

Sektörde birçok kişi reklamcılık ve iletişimin üniversitelerden ziyade sektörün içinde yoğrularak öğrenilebileceğini düşünüyor. Aynı şekilde akademisyenler de sektörün bu tavrından rahatsız. Kısacası her iki tarafta birbirini beğenmiyor. Bu açmazın masaya yatırıldığı oturum da oldukça keyifliydi. Eleğinden birkaç nesil geçmiş deneyimli akademisyen Doç.Dr.Kemal Suher ve Eli Acıman’ın öğrencilerinden Erol Batislam’ın samimi, kafa açıcı sohbeti ve sektöre önerileri izleyenlerden büyük ilgi ve övgü topladı. 

img_4832
Üçüncü gün uykusuzluk ve yorgunluk belirtileri baş göstermeye başladı.

Dünyayı yemiş bitirmişiz ama hala bir umut var

Yaptığımız tercihlerle dünyayı hızla sömürmeye devam ediyoruz. Yapılan araştırmalar toplumumuzun sürdürebilirlik tarafında bilinçli olduğunu doğruluyor. Ancak tercihlerimizde sürdürebilirliğe önem veren markaları göz ardı ediyoruz. Sürdürebilirlik sadece bir iletişim çalışması olmaktan öte, kurumların birçok faaliyetinde göz önünde bulundurması gereken bir konu. Eczacıbaşı’ndan Ata Selçuk ve Borusan Holding’den Şule Yücebıyık iş dünyasında sürdürebilirliğin önemi ve iletişimin buradaki rolü üzerine dikkat çeken paylaşımlarda bulundu. 

Ambalaj tasarımı 

Hayatımıza dokunan, her gün muhattap olduğumuz ambalajların yaratıcılarının dünyasına keyifli bir yolculuk yaptık. Umay Çubukçu tasarımda brief meselesini anlatırken, Burhan Özgören ambalaj tasarım süreçlerine değindi. Ece Sancak’tan ambalaj teknolojisi ve geleceğini dinledik. İpek Devret ise ambalaj tasarımının nihai tüketicideki sosyolojik boyutu üzerine son derece önemli paylaşımlarda bulundu. Benim için son derece keyifli oturumlardan biri oldu. 

Çalışma ortamları değişiyor

Kristal Elma’da ana salonda da keyifli bir moderasyon görevim oldu. İş dünyasında çalışma ortamlarındaki değişim rüzgarlarını konuştuğumuz panelde Atölye’den Atılım Şahin, Kolektif House’dan Ahmet Onur, Wokinton’dan Gökhan Beydoğan ve Virtua’dan Mehmet Demiray ile değişimin farklı bir yüzünü konuştuk. Serbest çalışanların hızla yükseldiği, kurumsal firmaların da serbest çalışmayı desteklediği bir dünyada yepyeni ihtiyaçları adresleyen ilginç bir sektörü, ortak çalışma ofislerini konuştuk. 

Kocaman bir endüstri doğuyor

Benim salonda oturumlar hızla devam ederken, ana salondan göz ucuyla takip ettiğim müthiş bir sunum da aklıma kazınmış durumda. Milyonlarca tutkulu oyun severin yarattığı kocaman bir sektörden, e-spor’dan bahsediyorum. Fast Break dergisi yıllarından beri yakından takip ettiğim Kaan Kural’ın e-spora yönelişinin ardındaki nedenler aklımı kurcalıyordu ki, bu oturum zihnimdeki bir çok soruya cevap oldu. Bir yerlerden videosunu bulursanız muhakkak izleyin. Hatta bana da ulaştırın bir zahmet. Kaan Kural’a Türkiye Oyun Geliştiricileri Derneği’nden Tuğbek Ölek eşlik ettiğini de ekleyelim. 

Ana salondan yükselen alkışlar ve göz yaşları

Hiç şüphe yok ki bu yıl etkinliğe damga vuran en önemli isim Nobel Ödüllü gururumuz Prof.Dr. Aziz Sancar oldu. Benim salondaki oturumlar bitince hemen koşuverdim ana salona. Aziz Sancar’ın konuşmasında bir sürü önemli öğüt ve mesaj vardı. Eğer hala izlemediyseniz lütfen videosunu bulup izleyin. Benim aklıma kazınan ve hala zihnimde yankılanan en önemli mesajı ‘çalışmak, çalışmak, çalışmak’ oldu. Her ne olursa olsun hayat çalışana karşı her zaman cömert davranıyor. 

Aziz Sancar’ın her kelimesinden ilham süzülen o müthiş konuşması da şurada dursun.