“Suçum merakımdan geliyor. Ben bir hacker’ım ve bu da benim manifestom. Beni engelleyebilirsiniz, ama hepimizi durduramazsınız…” Bu sözler Hacker’ların manifestosu. Yazarıysa dönemin efsane hacker’larından Loyd Blankenship (the Mentor). İnternetin yaramaz dâhi çocukları modern toplumun yarattığı mitleri zorluyor, sistemin açıklarını buluyor, hükümetlere ve dev şirketlere kök söktürerek, meşreplerince güce denge getiriyor. Bunu bazen bir ideolojiye, çoğu zamansa kendini gerçekleştirme çabasına hizmet etmek için yapıyor.

İnternetin üvey evlatları sistem açıklarının peşinde

70’lerde, son derece komik metodlarla uluslararası şebekelere sızarak beleş telefon görüşmeleri yapmaya başlayan hacker’lar, daha sonra elektronik mesaj pano sistemlerine sızmaya başladı. 1984’te ilk hacker dergileri çıkmaya başladı. İki yıl sonra ABD kongresi, kamu bilgisayarlarına sızma eylemlerinin artması üzerine, bilgisayarları hacklemeyi resmen suç olarak yasalaştırdı. Seneler 89 yılını gösterdiğindeyse, Batı Almanya’nın hacker’ları Amerikan hükümetinin sistemlerine sızarak, önemli bigileri Sovyet Rusya’sına satarken suçüstü yakalandı.

Atın beni internete yalan dünya size kalsın

1994 yılına geldiğimizde, Internet’in yeni tarayıcısı Netscape ile halka inmesiyle, hack programları ve ipuçlarına erişim kolaylaştı ve hacker’lar için yeni bir dönem başlamış oldu. 2000’li yıllardaysa DoS (Denial of Service) türü saldırıların popülerliği artmaya başladı. Yahoo’sundan, Amazon’una ve eBay’ine kadar pekçok şirket bu ataklardan kendine düşen payı aldı.

Evliler için çöpçatanlık sitesi olarak da bilinen Ashley Madison, 2015’te hacker saldırısına uğramış ve sitenin kullanıcıları internette fena halde ifşa olmuştu. Hacker saldırılarıyla adeta bir yasak aşk mezarına dönen randevu sitesi pek çok amerikalının yuvasına da ateş düşürmüştü.

Sony Pictures’ın kurumsal e-mail sunucularını darmadağan edip, üst düzey yöneticilerin yazışmalarını ve şirket gizli bilgilerini internette paylaşan Kuzey Koreli Hacker’lar, eğlence endüstrisinin devini büyük repütasyon kaybına uğratmış ve şirketin eş başkanlarından birini istifa etmek zorunda bırakmıştı.

Su uyur hacker uyumaz

Siber savaşlar, meydan savaşları gibi kanlı olmuyor. Kazananlarına dönümlerce arazi de bırakmıyor. Ancak stratejik önemi olan gizli evrakları çalabiliyor, pahalı ekipmanlara ve altyapılara büyük maddi kayıplar yaratabiliyor. Küresel siber saldırıları şu siteden (http://map.norsecorp.com/) canlı canlı izleyebilirsiniz.

Dünyanın ilk siber silahı olarak tarihteki yerini alan Belaruslu Stuxnet, Tahran’ın 300 kilometre güneyindeki nükleer tesise gün yüzü göstermedi ve bir yıl boyunca tesisi gizliden gizliye tahrip etmeye devam etti. İran’lı araştırmacılar, internet bağlantısı dahi olmayan bilgisayarlarda Stuxnet virüsüyle karşılaşana dek, virüsün ikinci versiyonu tesisin dijital beyinlerini çoktan sarhoş etmişti bile.

Hacker’lar geçtiğimiz yıl dünyadaki 100 bankadan toplam 1 milyar dolar kaçırmış. Hem de kimsenin haberi olmadan. Bankaların siber güvenlik şefleri ‘bağrımda bir ateş var, ey hacker’ şarkısını söylerken, Cayman adalarında ne partiler dönüyordur kim bilir. 

Su uyur hacker uyumaz
Su uyur, hacker uyumaz. Durmadan çalışır.

İyilik için hack’le

Facebook, Google ve Microsoft gibi cingöz firmalar “Bounties for bugs” ve “Battle Hack” gibi “iyilik için hack’le” temalı yarışmalar düzenleyip sistem açıklarını bulanlara yüzbinlerce dolar para dağıtıyor. CIA’nin siber güvenlik gurusu Dan Geer benzer yarışmaların hükümet için de organize edilebileceğini düşünüyor. Lakin bazı hacker’lar bu işe tamamen duygusal bakıyor! Amerikan içişleri bakanlığı sisteminde bug bulan bir hacker bunu 15-20 bin dolara CIA’ye satmaktansa, karaborsada yüzbinlerce dolara alıcı bulabiliyor.

Şimdi söz sizde siz bu hacking meseleleriyle ilgili ne diyorsunuz?

Twitter’dan @hakanakben yazarak benimle yorumlarınızı paylaşabilirsiniz.