İşimden arda kalan zamanlarda Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya ile ilgili edindiğim bilgi ve tecrübelerimi, yine sektörün profesyonelleriyle çeşitli eğitim ve seminerler vasıtasıyla paylaşıyorum. Yine böyle bir organizasyon vesilesiyle Bursa’daki iletişim  profesyonelleriyle bir arada bulunma fırsatını elde ettim. Bu buluşma, paylaşımların yanı sıra Hürriyet Bursa Günebakan ekibiyle bir söyleşiye de olanak tanıdı. Hürriyet Bursa Günebakan ekibi ve sayın Sibel Bağcı Uzun’a bu keyifli sohbet için bir kez daha teşekkür ederim.

Bu keyifli röportajı günlüğümün okuyucularıyla da paylaşmak istedim.

Gelecekte dünyayı ülkeler değil şirketler yönetecek!

Hakan Akben, gelecekte dünyayı ülkelerin değil, şirketlerin yöneteceğine dikkat çekiyor…

Hakan Akben, ‘yaratıcı insanların hayatına dokunan’ ve ‘’Dijital deneyimlerle dünyayı değiştirmek!’’ sloganına sahip yazılım firması Adobe Systems’in Türkiye ve MENA (Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri) Bölgesinden Sorumlu Pazarlama Müdürü olarak görev yapıyor. Gerçekleştirdiği pazarlama aktiviteleriyle şirket içerisinde de bölgesel birçok başarıya atmış birisi.

Kendisini bir yerden tanıyor gibiyseniz hemen açıklık getireyim; Aynı zamanda aylık 2 milyona yaklaşan kitlesiyle Türkiye’nin en büyük teknoloji sitelerinden biri haline gelen Silikon Vadisi Teknoloji platformunun da kurucularından. İşinden arda kalan zamanında ise yeni nesil pazarlama ve teknoloji girişimciliği konularında edindiği bilgi ve tecrübelerini yine bu konudaki merak sahibi profesyonellerle paylaşıyor.

Geçtiğimiz günlerde merak sahibi Uçurtma Kreatif ekibi olarak biz de, Türkiye’de eğitim danışmanlığına farklı bir yön katmayı başaran DB Positive aracılığıyla kapısını çaldık. Doğrusunu söylemek gerekirse genç yaşındaki bilgi birikiminin yanında mütevaziliğiyle de tüm ekibi şaşırttı.

Durum böyle olunca, Hakan Akben’i hem yakından tanımak hem de hayatımızı sarmalayan digital dünya üzerine sohbetimizi genişletilmiş haliyle paylaşmak istedim. Kendisine dost sıcaklığı için tekrar teşekkür ederim.

Google’da arama yaptığımızda karşımıza “Pazarlama profesyoneli, girişimci, teknoloji editörü, televizyon sunucusu ve koordinatörü” olarak çıkıyorsunuz. Bunların hepsini tek tek soracağım ama siz ne isterdiniz Google amcadan?

Google amca benim için çevresindekilere değer katan, iyi bir insandır dese pek şahane olur! (Gülüyor)

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Hangi kuşaksınız mesela?      

Asker bir aileden geliyorum. Babamın mesleği sebebiyle ilk ve orta öğrenimimin çoğunluğu Anadolu kasabalarında geçti. Daha sonra üniversite öğrenimim için Istanbul’a yerleştim. O gün bugündür İstanbulluyum. Asker eşi ve çocuğu olmak zordur ama insanın görgüsünü ve bilgisini çok arttırır. Güzel ülkemize farklı kültür ve sosyal sınıflardan gelen insanların gözünden bakma şansını verdiği için babama ve baba mesleğine ne kadar teşekkür etsem azdır. Bu yüzden kendimi çok ayrıcalıklı hissederim hep.

Kuşak meselesine gelince, 80’li yılların başında dünyaya geldiğime göre yarı dijital, yarı mekanik bir kuşak benimkisi. Y-Z karışımı olabilir belki!

Bursa bağlantın da var diye biliyorum?

Bursa benim için çok özel bir şehir. Annem Bursalı. Dayım ve ananem halen bu şehirde yaşıyor; tatillerde ve bayramlarda çok sık gelip gidiyorum. Yalnız Bursa demişken söylemeden geçemeyeceğim Tahinli Pide’nin yeri bambaşkadır benim için… Olsa da yesek (gülüyor).

Oyuncaklarımın içini açardım

Teknoloji ile buluştuğunuz ilk anları merak ettim. Cep telefonu, internet gibi?

Teknolojiye olan ilgim 80’lerin sonlarında çok moda olan atari özellikli kol saatiyle tanışmamla başlıyor.  Çok meraklı bir çocuktum, bana alınan bütün oyuncakları parçalayıp, içini açardım. Derken bir Commodore 64 furyası başladı. Benim hiç Commodore 64’üm olmadı ama, arkadaşlarım sağ olsun kurcalamama hiç ses etmediler. Internet ile 90’lı yılların ortasında tanıştım ve ilk ziyaret ettiğim site; www.metallica.com idi. Dün gibi hatırlıyorum, tarayıcıdaki adres çubuğunu zar zor bulmuştum (gülüyor).

Silikon Vadisi artık Amerika’da!

Teknoloji denince akla ilk gelen televizyon programı Silikon Vadisi’nin hikayesini ve mevcut durumunu öğrenmek isterim? 

Silikon Vadisi TV programı ve programın yaratıcısı Dinçer Karaca ile tanışmam kariyerimde bir dönüm noktası olmuştur. Dinçer’den çok şey öğrendim; ilk gerçek işim olan teknoloji editörlüğüne onunla başladım. Yıllar geçti aramızdaki usta-çırak ilişkisi yerini iş ortaklığına ve ağabey-kardeş ilişkisine bıraktı. Geçen yıl Silikon Vadisi Teknoloji platformunu yeniden tasarlayarak hayata geçirdik ve birlikte Skyturk360 kanalında bir teknoloji talk show programı sunduk. Şu an Silikon Vadisi Teknoloji portalı aylık 2 milyona yaklaşan kitlesiyle Türkiye’nin en büyük teknoloji sitelerinden biri haline geldi. Dinçer’de eşi ve çocuğuyla Amerika’ya, gerçek Silikon Vadisi’ne taşındı ve çalışmalarına oradan devam ediyor. Kısacası bizim Silikon Vadisi de artık Amerika’da!

Genç ve yaratıcıyız

Adobe Systems’deki göreviniz ve başarılarınızdan söz edersek?

Adobe; Photoshop, Indesign ve After Effects gibi yazılımlarıyla işi yaratıcılık olan herkesin hayallerini gerçeğe dönüştürmesine yardımcı olan, büyük vizyon sahibi bir teknoloji firması. Mottomuz; ‘’Dijital deneyimlerle dünyayı değiştirmek!’’ Böyle büyük bir vizyonun bir parçası olmak çok gurur verici. Türkiye, sahip olduğu genç ve yaratıcı nüfusuyla dünyanın en büyük inovasyon merkezlerinden biri olabilecek potansiyele sahip. Bizler de, Adobe Türkiye ekibinin çalışanları olarak, Adobe’nin sahip olduğu en ileri, yenilikçi ve gelişmiş teknolojileri Türk kreatif topluluğunun hizmetine sunmakla sorumluyuz. Başarı çok sübjektif bir olgu. Bu yüzden görevimdeki en büyük başarımın alanında uzman kişilerden oluşan büyük ve gelişen bir takımın oyuncusu olmak diyebilirim.

BOL BOL OKUYUN

Sosyal Medya/ Dijital Pazarlama uzmanı deyince ne anlamalıyız? Bu işin uzmanı olmak için ne gerekli?

Uzmanlık konusu çok tehlikeli! Amerika’lı yazar Malcolm Gladwell’in Outliers (Çizginin dışındakiler) kitabında yazdığına göre, bir konuda uzman olmak için tam 10 bin saate ihtiyacımız varmış. Teknoloji ve pazarlama dünyasında her gün yeni bir araç hayatımıza giriyor. Her birinin uzmanı olmak kolay iş değil. Hal böyle olunca uzmanlık kavramı da, en azından bu sektör için, şekil değiştirmiş oluyor. Verdiğim eğitim ve seminerlerde sosyal medya uzmanı olmadığımın altını hep çizerim. Bence iletişim ve pazarlamanın temellerini bilen ve hiç durmadan okuyan, kendisini geliştiren herkes uzman seviyesine gelebilir. Mühim olan o seviyede kalabilmektir ki bunun için çalışmalara devam etmek şart.

Sadece sosyal medya ya da dijital pazarlama alanında değil herhangi bir konuda uzman olmak isteyen herkese naçizane tavsiyem, bol bol okumaları olacaktır. Küçükken kitap okumaktan nefret ederdim, ama şimdilerde konumla ilgili haftada en az bir kitap okuyorum. Bunun yanında takip edilmesi gereken harika blog’lar var.  Bir de benim en sevdiğim, ne öğrendiyseniz pekiştirmek için paylaşmak. Bilgi paylaştıkça özümseniyor. Bunu sürekli yapın, bir bakmışsınız insanlar size uzman demeye başlamış.

YENİ FENOMENLER DOĞUYOR

Sosyal medya kendi kahramanlarını mı yaratıyor yoksa hepimiz superman ya da çok mu güzeliz o dünyada?

Sosyal medya patron ve hükümet güdümündeki geleneksel medyanın yukarıdan aşağı olan iletişim yönünü tersine çeviriyor. Bu, tüm dünyada böyle. Daha açık ifade etmek gerekirse; önümüzde üstüne istediğimizi yazıp çizebileceğimiz kocaman bir duvar var. Eskiden bu duvara sadece sahibi yazı yazabiliyordu. Şimdi herkes bir şeyler yazıp, çizebiliyor bu duvara. Her toplumda olduğu gibi bazı insanların yazı çizi kabiliyetleri daha yüksek olduğu için ortamdan yeni fenomenler doğuyor. Günlük hayatta normal bir insan olup, sosyal medya da Superman’e dönüşme konusu bence psikolog ve sosyologların ilgi alanına giren bir konu.

Artık işverenler işe alacakları kişileri öncesinde bu platformlardan elediklerini itiraf ediyorlar. Sizce ne kadar sağlıklı?

Bence bu pek sağlıklı bir yaklaşım değil. Kimi insanlar sosyal medyada dalga geçmek için varlar, kimileri de hiç olmadıkları insanlar gibi davranıyor. Kimin gerçek kimin sahte olduğunu tam idrak edemediğiniz platformlardan çalışan seçmek bence doğru bir yaklaşım değil. En azından bu çalışan seçerken tek kriter olmamalı.  Profesyonellere yönelik başarılı sosyal ağlar bulunuyor; bu platformlardan çalışan seçmekte bir sıkıntı yok elbette.

GEZİ OLAYLARI KULLNICI SAYISINI ARTIRDI

Toplumsal olaylar sosyal medya kullanımını ne kadar tetikliyor?

Gezi parkı olaylarından sonra etkilemediğini söylemek mümkün mü? Elbette etkiliyor. Gazeteci Serdar Kuzuloğlu kendi bloğu (mserdark.com) da Gezi Parkı direnişi ve o günlerde Twitter kullanım istatistikleriyle ilgili çok çarpıcı bir rapor yayınlamıştı. Raporda; 29 Mayıs tarihinde Türkiye’deki Twitter kullanıcısı 1,8 milyon iken, 30 Mayıs’ta 2,8 milyona, 31 Mayıs tarihinde ise 3,8 milyona yükselmiş. O gün atılan Tweet sayısı ise iki katına çıkarak 7 milyondan 15 milyona yükselmiş. Bu örnek toplumsal olayların sosyal medya kullanımını tetiklediği savını destekler nitelikte.

Satın alma kararını ne kadar etkiliyor?

Bence satın almak tamamen duygusal bir karardır. Bir ürünü satın alırken aslında verdiğimiz şey sadece para değil. O parayı kazanmak için harcadığımız emek, zaman ve duyguları da unutmamak gerek. Asgari ücretle çalışan bir kişinin iPhone alabilmesi için 2 ay katıksız çalışması gerekiyor. Bu çerçeveden bakınca söz konusu olan ödeme birimi bir anda harcanan emek ve zamana dönüyor. Yani konu sadece para değil, o paranın karşılığında hayatımızdan vazgeçtiğimiz şeyler. Hal böyle olunca bir ürün satın alırken bol bol araştırmak, sormak soruşturmak ihtiyacı doğuyor. Ürün satın alırken en önemli parametre tavsiye mekanizması. Sosyal medya tavsiye mekanizmasını destekleyen bir platform. İyi bir sosyal medya stratejisi olan markalar ve kurumlar sosyal medya tavsiye mekanizmasını tetikleyerek kullanıcının satın alma güdüsünü kuvvetlendirip, kendi ürününe dikkat çekebilir. Daha da ileri gitmek gerekirse aynı yaklaşım seçim stratejilerinde ve politikada da rahatlıkla uygulanabilir.

SUİSTİMALE AÇIK BİR ALAN

Yerel seçimler yaklaşıyor biliyorsunuz. Yeni medya seçmen taleplerini ne kadar değiştiriyor?

Bence yeni medya seçmen taleplerini değiştirmiyor. Zaten var olan ve şu ana kadar pek dikkate alınmayan seçmen taleplerinin daha yüksek sesle dile getirilmesini sağlıyor. Sosyal medya yapısı gereği dezenformasyona ve suiistimale oldukça açık bir platform. Bence bu dezenformasyonu, enformasyona nasıl dönüştürülebileceği üzerine ciddi çalışmalar yapılmalı, aksi halde bu güçlü iletişim harikasının önü alınamaz iletişim felaketlerine yol açması içten bile değil.

Hedefleriniz? Bu da bir gün mutlaka olacak dediğiniz öngörüleriniz?

Bence hepimiz ödememiz gereken büyük bir borçla bu dünyaya geliyoruz. Borcumuz da, elimizden geldiğince, dünyaya ve insanlığa hizmet etmek, faydalı olmak. Benim de en büyük idealim bunları yaparak mutlu olmak. Bir gün mutlaka olacak dediğim komplo teorilerinden en büyüğü şöyle; bence gelecekte okul, iş ve çalışma kavramları büsbütün değişecek ve dünyayı ülkeler değil, şirketler yönetecek.

YENİ ZENGİN

Günlük yaşamınızda neler yapıyorsunuz? Teknoloji ile ilgili kısıtlamalarınız var mı?

Motosikletimle gezmeyi, yaz çizi işlerini çok seviyorum. Hatta yeni bir blog açtım, merak edenler ziyaret edebilirler: www.yenizengin.com , bir de lise yıllarımdan beri amatör olarak müzikle ilgileniyorum. Evde, arkadaşlarla gitar çalıp minik kayıtlar yapıp eğleniyoruz. Yaşamımda teknoloji ile ilgili iki tane büyük kısıtlamam var; televizyon izlemiyorum ve cep telefonundan e-posta bakmıyorum.

Değerli bilgiler için teşekkür ederiz.

Vakit ayırdığınız için ben çok teşekkür ederim.