Hypogo, yeterince başlayamamak, bu durum içerisinde sıkışıp kalmak anlamına gelir. Şaşırtıcı bir biçimde, madalyonun diğer yüzünde doğrular yer alır. Bazı insanlar korkuyla yüzleşir ve başka bir şeyle uğraşarak korkularını gizler. Karşılarına çıkan büyük bir engel ve daha sonra karşılarına çıkacak olan daha büyük engeller için hayıflanır ve başlamakta geç kalır. Pazartesi zeplin şirketi işine başlarlar ve Çarşamba günü fikir değiştirip Stirling motoru için patent başvurusu yaparlar, eğer bir ya da iki gün içinde bu sonuç vermezse, hafta sonu itibariyle yapacakları işin evlere noter hizmeti olmasına karar verirler. Devamlı sorular soran, bölen, durmadan notlar alan ve yüzünüze sinir bozucu bir biçimde bakan kişi aslında kendini sabote ediyor, yani gizleniyordur. Bu hypergo düşünce şekli devamlı bir yerden bir yere seyahat etmek kadar garantili olacaktır zira devamlı hayaller kuran ve bunu sürekli tekrarlayan biriyseniz, tabii ki işlerinizle ilgilenemezsiniz. İlk nedeni  deli olmanızdır ve ikincisi son yaptığınız şeyden sorumlu tutulmamak için hep yeni bir atılım peşinde olmanızdır. Seth Godin

Geçtiğimiz Çarşamba çalıştığım kurumda bölüm liderimizin önderliğinde sene sonu değerlendirme toplantısı yaptık. Eminim çoğu şirket bu tür şeyler yapıyordur. 60 kişi 40 metrekarelik toplantı odasında sabahtan akşama kadar hem geçtiğimiz seneyi hem de gelecek yılın önceliklerini ve stratejilerini tartıştık. Bölüm liderimizin toplantı aralarına serpiştirdiği kişisel gelişim videolarıyla kâh güldük, kâh gaza geldik. Şirket motivasyon toplantılarının vazgeçilmez 3’lüsü Rocky, Any given sunday ve Stephen R.Covey günümüze neşe ve motivasyon kattı. Ortamdaki oksijen oranının tek haneli rakamlara indiğini hissettiğimiz her an, onar dakikalık aralar vererek günü çıkartıyorduk. Buraya kadar her şey normal. Bir beyaz yakalı olarak on yılı aşkın süredir bu tür motivasyon  toplantılarında dinleyici olarak yer alıyorum. Hatta benzer sunum taktiklerini eğitimlerimde çokça kullanmışlığım da vardır. Lakin o gün çok ilginç bir şey oldu; tabir-i caizse balyozu resmen kafaya yedim.

Bölüm liderimiz elinde balya balya boş A4 kağıtlarla masaya yaklaştı. Diğer elindeyse üzerinde kurumumuzun adı ve adresi yazan zarflar vardı. Önce zarfları dağıttı. Hepimiz zarfın üstüne adımızı yazdık. Sonra beyaz kağıtlar geldi. Hepimiz beyaz kağıtları 12 eş parçaya böldük. Böldüğümüz minik kağıtların ön yüzüne “+” arka yüzüneyse “-” işareti koyduk. Zarflar toplandı; beyaz kağıtlar hala önümüzde… Toplanan zarflar rastgele salondakiler arasında paylaştırıldı. Herkes önündeki minik kağıtlarda “+” ile yazılı yere zarf sahibinin hoşuna giden bir özelliğini “-” yazan yereyse geliştirilmesini düşündüğü bir özelliğini yazmaya başladı. Şirkette 7’nci ayımdayım. Bizimkisi hızla büyüyen bir bölüm, birbirini tanımayan insanlar da var. Dostane ve centilmence bir süreç olacaktır bu; kimse kimse hakkında negatif bir şey yazmaz diye düşünüyordum. (Bazı arkadaşlar çok fena yorumlar almış gerçi!)   

Neyse süreç tamamlandıktan sonra herkesin zarfı kendisine geri döndü; elbette içinde “+” ve “-” yorumların olduğu kağıtlarla birlikte…

Sağolsun tüm arkadaşlar benim iletişimi kuvvetli, hoşsohbet, işinin ehli biri olarak yazmışlar. “-” yön tarafındaysa; pazarlamacı olarak yeni gelenlerle daha çok kaynaşmamı yazan ve “çok yardımseverdir, pek hayır diyemez” notları dışında görünürde geliştirmemi gerektiren pek bir konu bulunmuyordu. Herkesin 12 kağıdı vardı. Bende bir kağıt daha vardı fazladan. “+” yerine ingilizce aynen şu şekilde; “Business wise likeable”. “-” tarafındaysa “less to the point” yazıyordu.

Bunu kim yazdı bilmiyorum ama derinlere gömmeye çalıştığım, görünmesini pek istemediğim ve bir süredir de kurtulmaya çalıştığım bir yönümü görmüş yüce biri olduğu kesin!

Ben çok okuyan, çok araştıran ve çok düşünen biriyim. Kaygılı da bir tipimdir. Bu sebeple kafam genelde çok karışıktır. Herkes gibi kendim için en iyisini isterim. Elimdeki işi olabilecek en güzel ve en iyi şekilde yapmak isterim. Lakin kaygı ve aşırı bilgi benim iş bitiriciliğimin önüne büyük setler çekiyor şu günlerde… Özellikle kendi kişisel işlerime pek konsantre olamıyorum. Mesela bu blog ve uzun süredir aklımın bir köşesinde duran mobil uygulama projelerim gibi… Başkaları için  çalışırken dışarıdan gelen baskı ve motivasyon ile işler ister istemez bir sonuca bağlanıyor ve zamanında bitiveriyor. Lakin kendi işlerim söz konusu olduğunda biraz fazla öteliyor ve sallanıyorum. Oysa kişisel işlerimle ilgili motivasyonu zayıf biri değilim! Seth Godin “Poke the Box” kitabında benim gibilere Hypogo denildiğini yazmış. Seth Godin, Hypogo sendromundaki kişiler için aynen yukarıdaki tanımı yapmış. Bu benim için gerçekten utanç verici. Bunu buraya yazabilecek cesareti ve samimiyeti kendimde bulmak inanın kolay değil.

Neyse durum bu; “Business wise likeable but, less to the point.”  Önümüzdeki yıl bu “less to the point” olma meselesinin üzerine biraz çalışsam iyi olacak. Aksi halde elimde bir avuç  güzel ama boş hayallerle heba edeceğim yıllarımı. Sürekli ve sürdürülebilir olmakla ilgili de sıkıntılarım olduğunu biliyorum. Çok fazla kasmadan bebek adımlarıyla, ama düzenli adımlarla, bu durumları aşabileceğime inanıyorum. Kendime güvenim tam. 🙂

Sizin tarafta durumlar nasıl? Sizin kendinize bile itiraf etmekten çekindiğiniz ve 2015 yılında toparlarsam iyi olacak diye düşündüğünüz kişisel hedefleriniz var mı? Çok özel değilse aşağıda paylaşabilir ya da bana mail atabilirsiniz. Söz veriyorum aramızda kalacak! 😉