5 adımda dijital pazarlama ve kampanya stratejisi oluşturmak

Uzunca bir süredir, kurumlara ve bireylere, dijital pazarlama ve içerik pazarlaması alanında seminerler  veriyorum. Pazarlama dünyasındaki deneyimlerim ve katılımcılardan aldığım geri bildirimler doğrultusunda, check-list niteliğinde, tek sayfalık bir doküman oluşturdum. Zaman içinde dijital pazarlama seminerlerimin bel kemiği haline gelen bu dokümanı, bloğumun takipçileriyle de paylaşmak isterim.

 

Dert bulup, dert çözen, aç kalmaz
Pazarlamacıların müşterilere daha fazla değeri, olabildiğince net ve hızlı bir şekilde iletebilmek gibi bir derdi olması gerektiğini düşünüyorum. Tabii burada değerin ne olduğu, müşterinin kim olduğu, müşteri beklentilerinin marka vaadleriyle nasıl buluşturulacağı gibi birçok soru beliriveriyor zihinlerde. İlerleyen günlerde bloğumda bu meselelerle ilgili düşüncelerimi de paylaşacağım.

 

İyi pazarlamacı, iyi soru soran kişidir
 İyi sorular, iyi cevapları, iyi cevaplarsa, yüksek hedefleri yaklaştırır.  Bu yüzden ezberlenmiş cevaplara değil, düşünülmüş sorulara ihtiyacımız olduğuna yürekten inanıyorum. Peki girişimciler ve pazarlamacılar, pazarlama ve kampanya stratejilerini oluştururken hangi soruları sormalı? İşte bu tarafta fikir vermesi açısından, ‘dijital pazarlamanın adımları’ adını verdiğim çalışmayı oluşturdum. Bu yaklaşım, sadece dijital pazarlamayı değil, geleneksel pazarlamayı da kapsadığını ifade etmekte fayda var.

 

Hedefler: Pazarlamayla neyi başarmak istiyorsunuz
Çözülmesi gereken pazarlama sorunlarını belirlemek açısından önemli bir başlangıç noktası. Çözülmesi gereken pazarlama problemlerinin tayin edilmesi, pazarlama kampanyalarıyla neyi başarmak istediğimizin net bir şekilde anlaşılması son derece önemli.
Problemi çözmemizin önündeki engelleri düşünmek, başarı şansını önemli ölçüde artıracaktır.
Amerikalı bir gazeteci Atatürk’e “Nasıl bu kadar başarılı olabildiniz,” diye sormuş. Atatürk başarılı olmayı hiç düşünmediğini, sadece hedefleriyle arasındaki engellerin ne olduğunu ve bunları nasıl kaldırabileceği üzerine yoğunlaştığını söylemiş. “ Hedefimle aramdaki engelleri teker teker ortadan kaldırınca başarı kendiliğinden gelir ,” demiş. Ne kadar da güzel demiş.

 

Müşteriler: Her şey müşteriler için, peki onları ne kadar iyi tanıyorsunuz
“Pazarlama müşteri departmanıdır,” diyor Southwest Airlines’ın efsanevi CEO’su, Herb Kelleher. Müşterilerinizi anlamak zorundasınız. Bunu başarmak için evvela empati becerilerinizi geliştirmeniz  gerek. Bazı insanlar bu konuda doğuştan yetenekli olsa da bunun sonradan da kazanılabilecek bir beceri olduğuna inanıyorum. Amazon’un CEO’su meşhur Jeff Bezos’un müşterilere yoğun bir biçimde odaklanmaya doğuştan eğilimli insanlarla çalışmayı tercih ettiğini söylediğini okumuştum.

 

Bu adımda müşterileri tanımlamak, kaç tip müşteri olduğunu ve onların ihtiyaçlarını anlamaya çalışmak çok önemli. Burada sunduğumuz ürün ve hizmetlerin ya da kampanyaların vaadlerinin, gerçekten müşteri taleplerini karşılayıp karşılamadığını anlamaya çalışmak son derece önemli.

 

5 adımda dijital pazarlama ve kampanya stratejisi oluşturmak.

Stratejiler ve Başarı Kriterleri: Hedefleri gerçekleştirecek stratejileri bulalım

Hedeflerimizi gerçekleştirmek için hangi stratejileri uygulamamız gerekiyor? Bu stratejileri farklı müşteri tiplerine göre şekillendirmek gerekiyor mu? Peki, hedefimize giden yolda başarılı olup olmadığımızı anlamak için ölçmemiz gereken başarı kriterleri ne olacak? Başarı kriterleri, yani KPI (Key Performance Indicator) olarak da bilinir.

 

Uygulama ve Kampanya: Pazarlama fikirlerinin uygulama aşamasına hoş geldiniz
Kampanya stratejisi ve başarı kriterlerini de belirledikten sonra, nasıl bir kampanya tasarlamamız  gerektiğine geldi sıra. Stratejimizi destekleyecek taktikler, araçlar ve iş birlikteliklerini belirlemek son derece önemli. Kampanyaların bir plan dahilinde tasarlanması gerektiğinden, iyi bir kampanya takvimi oluşturmamız da son derece önemli. Kampanya takvimi nasıl oluşturulur, bunu da ilerleyen günlerde yazacağım.

 

Ölçme ve Değerlendirme: Hesap verme vakti
Pazarlama alanında gerçekleştirdiğimiz faaliyetler, hedeflerimize ulaşmamızı sağladı mı? Hangi başarı kriterlerini sağladık? Hangileri eksik kaldı? Pazarlama faaliyetlerimizden hangileri istediğimiz sonuçları verdi? Hangileri gerekliydi, hangileri gereksizdi? Neler çalıştı, neler çalışmadı? Neler öğrendik? Bir dahaki sefere neleri daha iyi yapmalıyız?

 

Hedefe giden yolda uygulamanız gereken pazarlama stratejilerini oluşturabilmek için bu ve bunun gibi daha bir sürü soru seti oluşturabilirsiniz.  Cesur olun. Cevaplarını bulamayacağınızı düşündüğünüz zor soruları sormaktan çekinmeyin. Unutmayın ki iyi sorular, iyi cevapları, iyi cevaplarsa, sizi yüksek hedeflere yaklaştırır. 

Ücretsiz Mobil Pazarlamaya Giriş Video Eğitimi

2016 yılının başlarında bir online eğitim platformu benden ‘mobil pazarlama eğitimi’ hazırlamamı istemişti. Daha önce hiç online eğitim hazırlamamıştım. Benim için değişik bir macera olur diye düşündüm ve kabul ettim. Videoları bitirdikten sonra anlaştığım kurum, eğitimi yayımlamakta fazlaca geciktiği için videolarımın tüm haklarını geri istedim. Açıkçası birazcık sinirlendim de… Videoları parayla satmak istemedim. Öğrenmek isteyen herkes için açık bir kaynak olsun istedim. Ancak araya fazlaca iş girince bunları Youtube’a bile koymaya vaktim olmadı. Eğitimi daha sonra izledikten sonra, biraz da yetersiz buldum sanırım. Eğitimin eksik, gedik çok yeri olabilir. Her türlü değerlendirmeye açık. Yine de mobil pazarlama meselesiyle ilgili ilk ve tek Türkçe video eğitimi olması gibi bir özelliği var.

Sizden ricam, bu videoları sadece kendinize saklamayın. Konuya ilgisi olan herkesle paylaşın. İlgisi olan ama imkanı olmayan herkese minik bile olsa bir katkımız olsun. Hele zor günlerde, herkesin daha çok öğrenmeye ve eğitime ihtiyacı olduğu şu zamanlarda, eğitimi paylaşarak siz de bir katkı sağlamış olun. 

Sizler için minik bir video mesaj da hazırladım. Aşağıda onu da izleyebilirsiniz.

Pazarlama, teknoloji ve hayat hakkında öğrendiklerimi bu blog’da ve Twitter’da paylaşıyorum. Bana sormak istediğiniz bir şey olursa Twitter‘dan iletişime geçebilirsiniz.

Faydalı olması dileğiyle,

Hakan.

Eğitim içeriği:

1.Giriş 

  • Eğitim amacı ve vaadleri

2. Mobil pazarlama neden önemlidir?

  • Yeni nesil tüketicilerin yeni ihtiyaçları, geleceğin iş dünyasını ve dünya ekonomisini şekillendiriyor,
  • Mobil devrim: Rakamlarla mobil tüketiciler ve trendler,
  • Neden dünyanın en hızlı büyüyen şirketleri mobil teknolojilere odaklanmış durumda?
  • Türk şirketleri ve kullanıcılar mobil devrimin neresinde?

 3.Mobil pazarlama nedir?

  • Temel bilgileri tazeleyelim: Pazarlama neydi?
  • Mobil, pazarlama faaliyetlerimizin neresinde?
  • Mobil pazarlamayla gelen fırsatlar neler?
  • Mobil pazarlama bugünlerde en çok hangi endüstrilerde kullanılıyor? Hangi sektörlerde yükselişe geçecek?

 4.Mobil pazarlamacının alet çantasında neler var?

IVR/Outband Calls/Telemarketing/Telesales

  • Nedir? Nasıl kullanılır? Nelere dikkat etmeli?
  • Bu hizmeti veren örnek servisler hangileri?
  • Uygulamalı örnekler, vaka çalışmaları.

SMS/MMS/Whatsapp/QR Kodlar/ Mesajlaşma servisleri/Push Servisler,

  • Nedir? Nasıl kullanılır? Nelere dikkat etmeli?
  • Bu hizmetleri veren örnek servisler hangileri?
  • Uygulamalı örnekler, vaka çalışmaları.

Mobil web sitesi nedir?

  • Neden çok önemli?
  • Bu alandaki popüler teknolojiler; HTML 5 vb..

Mobil reklamcılık nedir?

  • Nedir? Mobil reklam çeşitleri nelerdir?
  • Mobil reklamcılık servisleri hangileri?
  • Mobil reklamcılık genel terimleri nelerdir? CPC, CPM, vb..

Mobil ticaret (mCommerce) ve mobil ödeme teknolojileri (NFC, Apple Pay, vb..)

  • Nedir? Nasıl kullanılır? Nelere dikkat etmeli?
  • Bu hizmetleri veren örnek servisler hangileri?
  • Uygulamalı örnekler, vaka çalışmaları.
  • Düğmesiz web’e giriş: Lokasyon bazlı servisler,

Fiziksel web ve kampanya araçları (Beacon’lar, Bluetooth, NFC, servisleri)

  • Nedir? Nasıl kullanılır? Nelere dikkat etmeli?
  • Bu hizmetleri veren örnek servisler hangileri?
  • Uygulamalı örnekler, vaka çalışmaları.

Mobil uygulamalar nasıl yapılıyor? Mobil pazarlamada nasıl kullanılıyor? (Bu konunun çok önemli olduğunu düşünüyorum ve daha sonra apayrı bir ders olarak hazırlamayı düşünüyorum.)

Mobil teknolojilerde yeni trendler:

  • AR (Artırılmış Gerçeklik)
  • VR (Sanal Gerçekllik)
  • Mobil oyunlar,

 5.Mobil pazarlama ve kampanya stratejisi nasıl oluşturulur?

  • İşe yarar bir pazarlama kampanyası tasarlamak, çözülecek iyi bir problem bulmakla başlar,
  • Şirketinizin mobil pazarlamaya gerçekten ihtiyacı var mı? Stratejiyi kurgularken hangi sorular sorulmalı?
  • Hedefe giden yolda, doğru stratejiler ve taktikleri nasıl oluşturabilirsiniz?
  • Mobilde kullanıcı deneyimi nedir? UX ve UI neden çok önemlidir? Mobil kampanyalarda içerik ve bağlam ilişkisi stratejiyi oluştururken ne kadar önemlidir?
  • 20 bin TL ile 100 bin TL’lik kampanya yapmak: Hedefe giden yolda nasıl bütçeleme yapılmalı?
  • Mobil pazarlamayla ciddi düşünenler için ustalığa giden yolda ölçümleme ve raporlamanın önemi?

 6.Ölçümleme ve raporlama

  • Neyi, neden, nasıl ölçmeli? Ölçümleme ve raporlama KPI’ları nasıl oluşturulur?
  • Analitik ve raporlama araçlarına genel bir bakış,

Markalaşmanın eski ve yeni kuralları

Markalaşmanın eski kuralları

  1. Herkes için birşeyler yap
  2. Markanın hikayesini anlat
  3. Müşterileri markana çek
  4. Marka bilinirliğini inşa et

Markalaşmanın yeni kuralları

  1. Müşterilerinin hikayelerini anla
  2. Onlara istedikleri bir şeyler ver
  3. Onlara anlatabilecekleri bir hikaye ver
  4. Marka yakınlığı yarat

 

Bu güzel kaynağı thestoryoftelling.com sitesinde gezerken buldum. Vakit bulursanız siz de bir bakın derim.

Aynı yazıyı farklı sitelerde kullanırsam Google’da sıralamam nasıl etkilenir?

İşlerden kafayı kaldırıp günlüğe vakit ayıramadım uzun zamandır. Bu konuda birkaç dostumun “Doğru dürüst yazmayacaksan kapat şu siteyi de bizde beklenti içinde olmayalım” serzenişlerine cevaben bu yazıyı kaleme alıyorum. Umarım bugün bir milat olur da bahaneleri rafa kaldırıp, blog’uma daha fazla zaman ayırabilirim 🙂

Bir süredir üzerine çok okuyup, fazlaca kafa patlattığım önemli bir konu var; binbir emekle oluşturduğumuz site içerikleri ve blog yazılarını farklı site ve mecralarda kullanırsak ne olur? Google’da web sitemin sıralaması geriler mi? Yazarı ben olsam da yazılarımı farklı sitelerde yayınladığım takdirde Google benim siteme kopya içerikli muamelesi yapar mı?

Herkes binbir emekle oluşturduğu içerikleri, haliyle olabildiğince fazla sitede kullanmak ve bu sitelerden trafik kazanmanın derdinde. Lakin, bu tür çalışmalar uzun vadede faydadan çok zarar getirebiliyor.

Web sitemdeki içerikleri başka siteler kullanmış mı?
Web sitenizdeki hangi içeriklerin başka sitelerde kullanılıp kullanılmadığını kontrol için ‘www.copyscape.com’ u kullanabilirsiniz! Yapmanız gereken tek şey web sitenizin URL’sini girmek ve Copyscape search’e basmak!

copyscapecom örneği

Google aynı içeriğin farklı sitelerde olmasından hoşlanmıyor ama…

Dijita pazarlama ve içerik startejilerimizin büyük bir kısmını SEO ve arama motorlarındaki sıralamalarımızı üst seviyelere taşımak için yapıyoruz. Web sitesi trafiğine faydası olur diye düşündüğümden blog’da kullandığım yazıların bir kısmının çeşitli haber sitelerinde kullanılmasına razı oluyorum. Bu şekilde anlık çok sayıda ziyaretçiyi blog’uma çekebiliyorum lakin, uzun vadede SEO stratejim için pekte faydalı değil. Sebeplerini ve çözümlerini aşağıda sıraladım:

  1. Google, birebir aynı içeriği faklı sitelerde bulduğunda otomatikman Rank’i yüksek olan siteyi baz alıyor ve ben yazıyı ilk kendi blog’umda yayınlamış olsam bile, benim siteme kopya içerik kullanmış muamelesi yapıyor. Rank’imi düşürüyor.
  2. Yazımın içerisinde kendi siteme link verirsem, bunu backlink olarak algılayabilir lakin, bu durumda da yazıyı yayınlayan sitenin kredisinden yemiş oluyoruz.
  3. Yazıyı yayınladığım web sitesinin içerisinde yazıyla birlikte link rel =Canonical html kodunu yerleştirebilirsek, burada Google’ a bu sitedeki içeirğin orijinalinin bulunduğu linki referans olarak göstermiş olabiliyoruz. Ancak gerçek şu ki birçok haber ve web sitesi bu kafalardan çok uzak. SEO yapmayı anahtar kelimeleri peşpeşe sıralamak olduğunu düşünen bir zihniyete bunu nasıl anlatabiliriz ki? 🙂
    Canonical kodu HTML içerisinde şu şekilde kullanılıyor
    — <link rel=”canonical” href=”http://www.orijinaliçeriğinbulduğusite.com” />  —

     

  4. Google’da orijinal içeriğinizin ilk paragrafını başka bir sitede yayınlamakta bir sıkıntı yok. Lakin on paragraflık bir yazının üç ya da beş paragrafını yayınlamak bile sıkınıtı yaratabiliyor.
  5. İçeriği kuvvetli bir makaleyi farklı cümlelerle yeniden yazarak farklı web sitelerinde yayınladığınız takdirde Google bunu kopya içerik olarak algılayamayabiliyor.
  6. Makaleyi farklı bir dilde farklı bir sitede yayınladığınız zaman yine Google buna kopya içerik muamelesi yapmıyor. Çünkü çeviriyi yaparken kuvvetle muhtemel kendi yorumlarınızı da katıyor olacaksınız.

 

Satışları artırmak için 3 Temel Growth Hacking Stratejisi

Growth Hacking, online iş dünyasında büyüyen bir trend. Online’da gelirinizi artırmak için işinize yarayabilecek 3 temel Growth Hacking Stratejisine bir göz atın. 

Growth Hacking teknikleri

Growth Hacking meselesi şu günlerde çok popüler. Ne işe yarar, dijital pazarlamadan farkı nedir, acaba girişimlerin can simidi olabilir mi, vb. gibi… zihinlerde bir sürü soru var. İçinde “hacking” olan her terimin dayanılmaz çekiciliğini de eklersek, Growth Hacking’in önümüzdeki yıl dijital camiada dillere pelesenk bir terim olacağı ve tıpkı bir dönem sosyal medya uzmanında olduğu gibi memleketimizde yüzlerce “Growth Hacker” türeyeceği kesin. Bu yüzden işletme sahiplerinin ve girişimcilerin gözlerini dört açmasında ve bu trendler hakkında bilgi sahibi olmasında yarar var.

Girişimler, kısa sürede müşteri edinebilme becerileri sayesinde hayatta kalır ya da yok olur. Ürününüzün eli yüzü istediğiniz kadar düzgün olsun; pazardaki arz talep dengesini tutturamaz ve satış yapamazsanız dükkanı kapatırsınız. Çoğu girişim, büyük kaynak sıkıntıları ve nefes tutma egzersizleriyle hayata tutunma çabasındayken; milyonlarca dolarlık pazarlama bütçeleriyle iletişim kirliliği yaratan dev kurumların gürültüsünden sıyrılıp, müşterilere sesinizi duyurmak gerçekten zor zanaat.

Neyse ki, dijital deneyimler çok hızlı şekilde yayılıyor ve dev bütçeli firmaların çoğu,  dijital kanalları yine aynı geleneksel bakış açılarıyla kontrol etme çabası içinde. Haliyle bu durum doğru dijital stratejiler belirleyip, uygulayabilen girişimlerin kısa zamanda büyümesine ve fark yaratmasına yardımcı oluyor. Bu yazımda Growth Hacking’in ne olduğundan ziyade, Growth Hacking’in 3 temel stratejisine değineceğim. Yine de “Growth Hacking nedir, Growth Hacker kimdir” diye merak edip, bilgilerini tazelemek isteyenler şu yazıma bir göz atabilir.

Her şey satışları artırmak ve sürdürülebilir büyüme için

Bir Growth Hacker’ın dijital girişimlerde büyümeyi tetikleyen üç temel stratejisi vardır. Bu stratejiler, doğru kaynak kullanımıyla girişimin sürdürülebilir büyümesine hizmet eder. Büyüme dediğimiz hadise, sunduğunuz hizmeti satın alan kullanıcı sayısının, ölçeklenebilir şekilde, kısa sürede artırılması ve devamlılığının sağlanmasıyla mümkün olur. Tabii ki bu deneyim, zaman ve para isteyen bir süreçtir.

Gelin şimdi Growth Hacking’in temel stratejilerine hep birlikte kısaca bir göz atalım.

Growth Hacking’in #1’nci temel stratejisi: Bedava trafiği artırmak [Tweet]

Dijital dünyada her şey sitenize yapılan ziyaretle başlar. Çok paranız varsa, parası olan çoğu büyük firmanın yaptığı gibi; dijital reklamlara hatırı sayılır bir bütçe gömersiniz, büyük kitleler reklamlarınıza tıklar ve sitenize gelir. Lakin bu yöntem ile trafik yaratmak sürdürülebilir olmamakla birlikte, ciddi anlamda maliyetlidir. Maalesef, çoğu girişim kaynak sıkıntısı yaşadığından trafik için yaratıcı ve sürdürülebilir çözümler bulmak zorundadır. Bu stratejiye hizmet eden işe yarar birçok popüler taktik var. Önde gelen taktikler elbette SEO (Arama motoru optimizasyonu), Sosyal medya trafiği, E-mail pazarlaması ve diğer ilgili popüler ürünlerle yapılabilecek olan API (Application Programming Interface) entegrasyonları olarak karşımıza çıkıyor.

Growth Hacking’in #2’nci temel stratejisi: Gelen trafiği paraya dönüştürmek (CRO – Conversion Rate Optimization)  [Tweet]

Sitenize trafiği çektiniz, her gün binlerce kullanıcı geliyor ama kimse ürününüzü satın almıyor ya da sisteminize üye olmuyor olabilir. Bu durumda sitenizin içeriklerini ve gelen kullanıcıların sitenizdeki davranışlarını analiz etmek gerekir. Burada Google Analytics’ten tutun Kissmetrics ve Crazy Egg’e kadar bir dizi farklı analiz aracını kullanarak kullanıcı ve içerik analizleri yapılır. Belirlediğiniz KPI’lara göre ki bu KPI’lar; sitenize gelen ziyaretçilerin e-postasını almak, ürününüz hakkında yorum yapması ya da sosyal medyada paylaşmasından tutunda ürününüzü satın almaya kadar çok çeşitli olabilir. Verilen bu görevleri yerine getiren ziyaretçi convert edilmiş (yani dönüştürülmüş) olarak kabul edilir. Dönüşüm oranını artırmak için ziyaretçiler için içeriğin ve site içindeki deneyimin yeniden tasarlanması gerekebilir. Conversion rate optimization’ı doğru şekilde yapabilmek için sitenizdeki yorumları tek tek incelemeli, arkadaşlarınızdan ya da ziyaretçilerinizden site ile ilgili geri bildirim almalısınız. Growth Hacking terimini literatüre kazandıran Sean Ellis’in Qualaroo insights eklentisine bir göz atmanızda fayda var. Bu eklenti, sitenize gelen ziyaretçilere canlı anket yapıyor ve sitede ne tür içerikler görmek istediğinize deyin, sunduğunuz ürün veya servisin en beğendikleri ya da beğenmedikleri özelliklere kadar farklı sorular sorarak kullanıcıdan anlık geri bildirim topluyor. Bu geri bildirimler sitede dönüşüm oranını artırmak için uygulayacağınız taktiklere yön veriyor.

Growth Hacking’in #3’üncü temel stratejisi: Sürdürülebilir olmak [Tweet]

Sürdürülebilir olmayan hiçbir iş modeli başarılı olamaz. Yukarıda değindiğimiz stratejileri çeşitli taktiklerle desteklemek gerekir. Lakin,  taktiklerin dijital dünyada çok dönemsel ve anlık olacağını da unutmamak gerek. Growth Hacking ile sürdürülebilir büyümeyi yakalayabilmek için birçok taktiği seri şekilde deneyip, ölçümleyip, işinize en çok etki edeni bulup, durmadan iterasyonlar yapıp doğru sonuçları alana kadar çalışmanız gerekir.

Growth Hacking’i geleneksel pazarlama yöntemlerinden ayıran en büyük fark; iç görülere göre karar vermektense durmadan ölçümleme yapıp, yeni taktikler geliştirmektir.

Siz Growth Hacking meselesi ve yukarıdaki stratejilerle ilgili ne düşünüyorsunuz? Aşağıda yorumlarınızı bekliyorum 🙂

Mobil pazarda yükselen değer: B2B uygulamaları

Bu yazı Digital Age Dergisinin Eylül 2014 sayısındaki köşemde yayınlanmıştır.

Uygulama pazarına girmek isteyen şirketlerin dikkatine: Bırakın tüketici uygulamalarını; B2B’ye gelin, KOBİ’lerin size ihtiyacı var

Mobil uygulama pazarına girmeyi düşünen hemen herkes bir sonraki Twitter ya da Candycrush’ı yapmanın hayaliyle yola çıkıyor ve batıyor. Dev şirketler milyonlarca dolarlık yatırımlarıyla mobil tüketici uygulamaları pazarını ele geçirirken, genç girişimlerin düzenli gelir kazanabilecekleri ve büyüyebilecekleri yeni niş alanlar bulması gerekiyor.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, insanlar artık neredeyse vücudunun bir uzantısı haline gelmiş olan tablet ve telefonlarını iş yerine de getirip, gündelik ofis çalışmalarını bu cihazlar üzerinden de yapabilir olmak istiyor. Toplumların mobiliteye olan hızlı geçişinin bir uzantısı olarak kurumlar da, hızla mobil dünyaya ayak uydurmak için çabalıyor ve iş süreçlerini mobile taşıyacak çözümlerin peşinden koşuyor.

Türk şirketlerinin mobiliteye bakışı

IDC ve Samsung Türkiye’nin geçtiğimiz ay yayımladığı Türkiye Kurumsal Mobilite pazar araştırmasının sonuçlarına göre, Türk şirketlerinin yüzde 94’ü önümüzdeki iki yıl içinde bir mobil iş stratejisi oluşturmayı planlıyor. Ayrıca şu an şirket başına ortalama yüzde 23 olan mobil çalışan sayısının 2019 yılına kadar yüzde 34 seviyelerine çıkması bekleniyor.

[Tweet “Türk şirketlerinin yüzde 94’ü önümüzdeki iki yıl içinde bir mobil iş stratejisi oluşturmayı planlıyor.”]

Türkiye’deki kurumların mobiliteden en büyük beklentisi şirket içindeki operasyonel verimliliği artırmak, sürdürülebilir olmak ve rakiplere karşı rekabet avantajı sağlamak.

Yine aynı araştırmaya göre, Türkiye’de yüzde 88’lik bir oranla satış departmanlarının mobiliteye en hızlı ayak uyduran birim olduğunu görüyoruz. Satış departmanını yüzde 69 ile yönetim kademesi, yüzde 63 ile pazarlama ve saha operasyonları takip ediyor. Bu oranlar gösteriyor ki özellikle satış ve saha operasyonlarına yönelik uygulamalara olan ihtiyaç çok fazla. Bu segmentte çözümler sunabilecek yerel firmalar için potansiyel büyük.

Mobil güvenlik ve dil engeli

IDC ve Samsung Türkiye’nin yayımladığı çalışma, Türkiye’deki şirketlerin sadece yüzde 10’unun sıkı bir mobil güvenlik ve test politikası olduğunu gözler önüne seriyor. CIO’lar bu konuda endişeli. Firmaların teknoloji yöneticileri özellikle kullanıcıların kendi cihazlarını iş yerinde kullanmasından doğabilecek gizli ve önemli verilerin dışarıya sızmasından endişe ediyor.

Mobil güvenlik yazılımlarına ayrılan bütçede de bir artış söz konusu. Küçük ve orta ölçekli kurumlar dahi bu konuda önlem almanın gerekliliğinin farkında. Kurum içi mobil cihazların yönetimi ve güvenliği konusunda çözüm ve danışmanlık sunabilecek girişimler için büyük iş potansiyeli olduğu bir gerçek.

Kişi başına düşen milli gelirin on bin dolar seviyesinde olduğu bir KOBİ cenneti olan Türkiye’de, KOBİ’lerin sergileyeceği performansa bağlı. KOBİ’ler en hızlı büyüyen şirketler ve mobiliteye yatırım yapmak istiyorlar. Lakin, gerek yabancı dil engeli gerekse yeterli yerel kurumsal mobil çözümün olmaması ve bu konuda danışmanlık veren firma sayısının azlığı, mevcut firmaların yalın terminolojiden ve halk dilinden uzak yaklaşımı kurumların mobilleşmesindeki en büyük engeller. Bu engelleri görüp, fırsata çevirebilecek yeni girişimler için çok büyük iş potansiyelleri bulunuyor. Haydi, bırakın tüketici uygulamalarını; B2B’ye gelin, KOBİ’lerin size ihtiyacı var.