Satışları artırmak için 3 Temel Growth Hacking Stratejisi

Growth Hacking, online iş dünyasında büyüyen bir trend. Online’da gelirinizi artırmak için işinize yarayabilecek 3 temel Growth Hacking Stratejisine bir göz atın. 

Growth Hacking teknikleri

Growth Hacking meselesi şu günlerde çok popüler. Ne işe yarar, dijital pazarlamadan farkı nedir, acaba girişimlerin can simidi olabilir mi, vb. gibi… zihinlerde bir sürü soru var. İçinde “hacking” olan her terimin dayanılmaz çekiciliğini de eklersek, Growth Hacking’in önümüzdeki yıl dijital camiada dillere pelesenk bir terim olacağı ve tıpkı bir dönem sosyal medya uzmanında olduğu gibi memleketimizde yüzlerce “Growth Hacker” türeyeceği kesin. Bu yüzden işletme sahiplerinin ve girişimcilerin gözlerini dört açmasında ve bu trendler hakkında bilgi sahibi olmasında yarar var.

Girişimler, kısa sürede müşteri edinebilme becerileri sayesinde hayatta kalır ya da yok olur. Ürününüzün eli yüzü istediğiniz kadar düzgün olsun; pazardaki arz talep dengesini tutturamaz ve satış yapamazsanız dükkanı kapatırsınız. Çoğu girişim, büyük kaynak sıkıntıları ve nefes tutma egzersizleriyle hayata tutunma çabasındayken; milyonlarca dolarlık pazarlama bütçeleriyle iletişim kirliliği yaratan dev kurumların gürültüsünden sıyrılıp, müşterilere sesinizi duyurmak gerçekten zor zanaat.

Neyse ki, dijital deneyimler çok hızlı şekilde yayılıyor ve dev bütçeli firmaların çoğu,  dijital kanalları yine aynı geleneksel bakış açılarıyla kontrol etme çabası içinde. Haliyle bu durum doğru dijital stratejiler belirleyip, uygulayabilen girişimlerin kısa zamanda büyümesine ve fark yaratmasına yardımcı oluyor. Bu yazımda Growth Hacking’in ne olduğundan ziyade, Growth Hacking’in 3 temel stratejisine değineceğim. Yine de “Growth Hacking nedir, Growth Hacker kimdir” diye merak edip, bilgilerini tazelemek isteyenler şu yazıma bir göz atabilir.

Her şey satışları artırmak ve sürdürülebilir büyüme için

Bir Growth Hacker’ın dijital girişimlerde büyümeyi tetikleyen üç temel stratejisi vardır. Bu stratejiler, doğru kaynak kullanımıyla girişimin sürdürülebilir büyümesine hizmet eder. Büyüme dediğimiz hadise, sunduğunuz hizmeti satın alan kullanıcı sayısının, ölçeklenebilir şekilde, kısa sürede artırılması ve devamlılığının sağlanmasıyla mümkün olur. Tabii ki bu deneyim, zaman ve para isteyen bir süreçtir.

Gelin şimdi Growth Hacking’in temel stratejilerine hep birlikte kısaca bir göz atalım.

Growth Hacking’in #1’nci temel stratejisi: Bedava trafiği artırmak [Tweet]

Dijital dünyada her şey sitenize yapılan ziyaretle başlar. Çok paranız varsa, parası olan çoğu büyük firmanın yaptığı gibi; dijital reklamlara hatırı sayılır bir bütçe gömersiniz, büyük kitleler reklamlarınıza tıklar ve sitenize gelir. Lakin bu yöntem ile trafik yaratmak sürdürülebilir olmamakla birlikte, ciddi anlamda maliyetlidir. Maalesef, çoğu girişim kaynak sıkıntısı yaşadığından trafik için yaratıcı ve sürdürülebilir çözümler bulmak zorundadır. Bu stratejiye hizmet eden işe yarar birçok popüler taktik var. Önde gelen taktikler elbette SEO (Arama motoru optimizasyonu), Sosyal medya trafiği, E-mail pazarlaması ve diğer ilgili popüler ürünlerle yapılabilecek olan API (Application Programming Interface) entegrasyonları olarak karşımıza çıkıyor.

Growth Hacking’in #2’nci temel stratejisi: Gelen trafiği paraya dönüştürmek (CRO – Conversion Rate Optimization)  [Tweet]

Sitenize trafiği çektiniz, her gün binlerce kullanıcı geliyor ama kimse ürününüzü satın almıyor ya da sisteminize üye olmuyor olabilir. Bu durumda sitenizin içeriklerini ve gelen kullanıcıların sitenizdeki davranışlarını analiz etmek gerekir. Burada Google Analytics’ten tutun Kissmetrics ve Crazy Egg’e kadar bir dizi farklı analiz aracını kullanarak kullanıcı ve içerik analizleri yapılır. Belirlediğiniz KPI’lara göre ki bu KPI’lar; sitenize gelen ziyaretçilerin e-postasını almak, ürününüz hakkında yorum yapması ya da sosyal medyada paylaşmasından tutunda ürününüzü satın almaya kadar çok çeşitli olabilir. Verilen bu görevleri yerine getiren ziyaretçi convert edilmiş (yani dönüştürülmüş) olarak kabul edilir. Dönüşüm oranını artırmak için ziyaretçiler için içeriğin ve site içindeki deneyimin yeniden tasarlanması gerekebilir. Conversion rate optimization’ı doğru şekilde yapabilmek için sitenizdeki yorumları tek tek incelemeli, arkadaşlarınızdan ya da ziyaretçilerinizden site ile ilgili geri bildirim almalısınız. Growth Hacking terimini literatüre kazandıran Sean Ellis’in Qualaroo insights eklentisine bir göz atmanızda fayda var. Bu eklenti, sitenize gelen ziyaretçilere canlı anket yapıyor ve sitede ne tür içerikler görmek istediğinize deyin, sunduğunuz ürün veya servisin en beğendikleri ya da beğenmedikleri özelliklere kadar farklı sorular sorarak kullanıcıdan anlık geri bildirim topluyor. Bu geri bildirimler sitede dönüşüm oranını artırmak için uygulayacağınız taktiklere yön veriyor.

Growth Hacking’in #3’üncü temel stratejisi: Sürdürülebilir olmak [Tweet]

Sürdürülebilir olmayan hiçbir iş modeli başarılı olamaz. Yukarıda değindiğimiz stratejileri çeşitli taktiklerle desteklemek gerekir. Lakin,  taktiklerin dijital dünyada çok dönemsel ve anlık olacağını da unutmamak gerek. Growth Hacking ile sürdürülebilir büyümeyi yakalayabilmek için birçok taktiği seri şekilde deneyip, ölçümleyip, işinize en çok etki edeni bulup, durmadan iterasyonlar yapıp doğru sonuçları alana kadar çalışmanız gerekir.

Growth Hacking’i geleneksel pazarlama yöntemlerinden ayıran en büyük fark; iç görülere göre karar vermektense durmadan ölçümleme yapıp, yeni taktikler geliştirmektir.

Siz Growth Hacking meselesi ve yukarıdaki stratejilerle ilgili ne düşünüyorsunuz? Aşağıda yorumlarınızı bekliyorum 🙂

Mobil pazarda yükselen değer: B2B uygulamaları

Bu yazı Digital Age Dergisinin Eylül 2014 sayısındaki köşemde yayınlanmıştır.

Uygulama pazarına girmek isteyen şirketlerin dikkatine: Bırakın tüketici uygulamalarını; B2B’ye gelin, KOBİ’lerin size ihtiyacı var

Mobil uygulama pazarına girmeyi düşünen hemen herkes bir sonraki Twitter ya da Candycrush’ı yapmanın hayaliyle yola çıkıyor ve batıyor. Dev şirketler milyonlarca dolarlık yatırımlarıyla mobil tüketici uygulamaları pazarını ele geçirirken, genç girişimlerin düzenli gelir kazanabilecekleri ve büyüyebilecekleri yeni niş alanlar bulması gerekiyor.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, insanlar artık neredeyse vücudunun bir uzantısı haline gelmiş olan tablet ve telefonlarını iş yerine de getirip, gündelik ofis çalışmalarını bu cihazlar üzerinden de yapabilir olmak istiyor. Toplumların mobiliteye olan hızlı geçişinin bir uzantısı olarak kurumlar da, hızla mobil dünyaya ayak uydurmak için çabalıyor ve iş süreçlerini mobile taşıyacak çözümlerin peşinden koşuyor.

Türk şirketlerinin mobiliteye bakışı

IDC ve Samsung Türkiye’nin geçtiğimiz ay yayımladığı Türkiye Kurumsal Mobilite pazar araştırmasının sonuçlarına göre, Türk şirketlerinin yüzde 94’ü önümüzdeki iki yıl içinde bir mobil iş stratejisi oluşturmayı planlıyor. Ayrıca şu an şirket başına ortalama yüzde 23 olan mobil çalışan sayısının 2019 yılına kadar yüzde 34 seviyelerine çıkması bekleniyor.

[Tweet “Türk şirketlerinin yüzde 94’ü önümüzdeki iki yıl içinde bir mobil iş stratejisi oluşturmayı planlıyor.”]

Türkiye’deki kurumların mobiliteden en büyük beklentisi şirket içindeki operasyonel verimliliği artırmak, sürdürülebilir olmak ve rakiplere karşı rekabet avantajı sağlamak.

Yine aynı araştırmaya göre, Türkiye’de yüzde 88’lik bir oranla satış departmanlarının mobiliteye en hızlı ayak uyduran birim olduğunu görüyoruz. Satış departmanını yüzde 69 ile yönetim kademesi, yüzde 63 ile pazarlama ve saha operasyonları takip ediyor. Bu oranlar gösteriyor ki özellikle satış ve saha operasyonlarına yönelik uygulamalara olan ihtiyaç çok fazla. Bu segmentte çözümler sunabilecek yerel firmalar için potansiyel büyük.

Mobil güvenlik ve dil engeli

IDC ve Samsung Türkiye’nin yayımladığı çalışma, Türkiye’deki şirketlerin sadece yüzde 10’unun sıkı bir mobil güvenlik ve test politikası olduğunu gözler önüne seriyor. CIO’lar bu konuda endişeli. Firmaların teknoloji yöneticileri özellikle kullanıcıların kendi cihazlarını iş yerinde kullanmasından doğabilecek gizli ve önemli verilerin dışarıya sızmasından endişe ediyor.

Mobil güvenlik yazılımlarına ayrılan bütçede de bir artış söz konusu. Küçük ve orta ölçekli kurumlar dahi bu konuda önlem almanın gerekliliğinin farkında. Kurum içi mobil cihazların yönetimi ve güvenliği konusunda çözüm ve danışmanlık sunabilecek girişimler için büyük iş potansiyeli olduğu bir gerçek.

Kişi başına düşen milli gelirin on bin dolar seviyesinde olduğu bir KOBİ cenneti olan Türkiye’de, KOBİ’lerin sergileyeceği performansa bağlı. KOBİ’ler en hızlı büyüyen şirketler ve mobiliteye yatırım yapmak istiyorlar. Lakin, gerek yabancı dil engeli gerekse yeterli yerel kurumsal mobil çözümün olmaması ve bu konuda danışmanlık veren firma sayısının azlığı, mevcut firmaların yalın terminolojiden ve halk dilinden uzak yaklaşımı kurumların mobilleşmesindeki en büyük engeller. Bu engelleri görüp, fırsata çevirebilecek yeni girişimler için çok büyük iş potansiyelleri bulunuyor. Haydi, bırakın tüketici uygulamalarını; B2B’ye gelin, KOBİ’lerin size ihtiyacı var.

Twitter’da gücünüzü artıracak 9 önemli taktik

Geziparkı olaylarından sonra Türkiye’de popülerliği giderek artan ve sayıları 15 milyon’a yaklaşan Türk Twitter kullanıcıları, Twitter’ı Türkiye’de yeni bir pazarlama kanalına dönüştürmüş oldu.

Bildiğiniz üzere kalabalıklar pazarlamacı, satışçı ve siyasetçileri kendine çeker.

Her kafadan bir sesin çıktığı; markaların, satıcıların, sanatçı ve siyasal bot’ların işgali altındaki Twitter’da zamanı daha etkin kullanmak, alternatif gündemi en iyi şekilde takip edip, kitlelerle doğru iletişim kurabilmek için artık hashtag’li tweet atmak ve mention’ları takip etmekten fazlasını yapabilmek gerek.

Twitter’da zamanı etkin kullanmak, kişisel ve kurumsal sosyal medya hedeflerinizi gerçekleştirmek için bilmeniz gerektiğini düşündüğüm 10 önemli özelliğe, gelin birlikte göz atalım.

1) Hashtag kullanımı

“Hashtag nedir”, eminim çoğunuz biliyorsunuzdur ama bilmeyenler için kısa bir hatırlatma yapalım. “#” sembolüne “hash” deniyor. Twitter’da herhangi bir kelimenin başına bu sembolü yerleştirdiğinizde, yolladığınız tweet’i önüne “#” sembolü koyduğunuz kelimeyle kategorize etmiş oluyorsunuz. Kategorize edilen kelimeler Twitter’da çok daha kolay listelenebiliyor. Twitter’ın arama algoritması her geçen gün daha da gelişiyor olsa da, başında “#” sembolü bulunan kelimeler Twitter arama sonuçlarında önceliklendiriliyor.  Twitter’da  Hashtag kullanarak tweet’lerinizin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayabilirsiniz.

Twitter’da # 'Hashtag' kullanımıyla ilgili bazı öneriler:
• Aynı tweet içinde ikiden fazla hashtag kullanılmaması tavsiye ediliyor. Eğer aynı tweet içinde hashtag kullanımını abartırsanız Twitter, mesajınızı spam olarak algılayıp, takipçilerinize erişmesine engel olabilir. • Alakasız hashtag’ler kullanarak tweetlemeyin. Bu da bir çeşit spam olarak algılanabilir. • Twitter profilinizde hashtag kullanarak, ilgili Twitter arama sonuçlarında profilinizin görünmesini sağlayabilir ve takipçi kitlenizi artırabilirsiniz.

Twitter profilinizde hashtag kullanarak, ilgili arama sonuçlarında profilinizin önde çıkması ihtimalini artırabilirsiniz.

Twitter Bio with Hashtags

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2)   Twitter’da detaylı arama yapmak

Twitter’ın sağ üst köşedeki arama kutucuğunun sade ve gösterişsiz tasarımı sizi aldatmasın. Twitter’ın arama motoru çok güçlü. Twitter’ın arama motorunun gücünü aşağıdaki arama opertörlerini kullanarak keşfedebilirsiniz.

Örnek Tweeter Arama Operatörü Kullanımı Yaptığı aksiyon
#teknoloji içinde #teknoloji hashtag’i bulunan tweetleri arar
“abc def” “abc def” kesme işaretlerinin arasındaki kelimeleri olduğu gibi arar
hakan OR akben Içinde hakan ya da akben bulunan tweetleri arar
Hakan -akben içinde hakan olan ancak akben olmayan tweetleri arar
from:hakanakben hakanakben kullanıcısından atılan tweetleri arar
to:hakanakben hakanakben kişisine attığınız tweetlerde arar
galatasaray since: 2014-08-22 içinde galatasaray geçen, 2014 yılının 8’inci ayının 22’sinden itibaren atılmış tweetleri listeler
fenerbahçe untill:2014-08-14 içinde fenerbahçe geçen, 2014 yılının 8’inci ayının 14’üncü gününe kadar atılmış olan tweetleri listeler
“kahvaltı” near:istanbul Içinde “kahvaltı” geçen istanbul’dan atılan tweetleri arar
fenerbahçe -galatasaray 🙂 Içinde “fenerbahçe” geçen ancak galatasaray geçmeyen olumlu tweetleri arar
Photoshop 🙂 içinde “photoshop” geçen olumlu tweetleri arar
iPhone 🙁 Içinde “iphone” geçen olumsuz tweetleri arar

 

Twitter'da duygusal arama

Twitter’da duygusal arama 🙂

3)   Twitter listeleri oluşturmak

Zamanın ciddi bölümünü Twitter’daki alternatif gündemi takip etmek için geçirdiğimiz şu günlerde Twitter takip listeleri oluşturarak, konsantre bir twitter deneyimi yaşayabilirsiniz.

Twitter listesi nedir?
Twitter’da takipçisi olun ya da olmayın belirlediğiniz twitter kullanıcılarını kategorize ederek, listeler oluşturabilir ya da başkalarının oluşturduğu listelere abone olabilirsiniz. Örneğin siyasal gündemi takip etmek için siyasal içerikli paylaşım yapan kişileri bir listede toplayabilir, ya da işinizle ilgili bir konuda rakip firmaların twitter hesaplarını ayrı bir listede toplayabilirsiniz. Oluşturduğunuz listeler diğer twitter kullanıcılarına açık olabileceği gibi sadece size özel (kapalı) da olabilir.

Twitter listeleri Twitter’da gereksiz zaman kaybetmenizi önleyecek harika bir özellik.

Twitter listeleri oluşturmak için; Ayarlar -> Lists’e tıklayabilirsiniz ya da “g” ve “l” tuşlarına basın. Ardından “Create new list” linkine tıklayın. Oluşturmak istediğiniz listenin adını ve detayını yazın. Gizlilik ayarlarını yapın ve kaydedin. Listeniz hazır! 🙂

Twitter'da liste oluşturmak

Twitter’da ilgi alanlarınıza göre takip listeleri oluşturmak çok kolay.

 

 

 

 

 

 

Oluşturduğunuz listeye yeni kullanıcılar eklemek için yapmanız gereken tek şey, kullanıcının profilinin yanındaki ayarlar ikonuna tıklamak ve kişi oluşturduğunuz listeye eklemek.

Twitter takip listeleri oluşturmak


 

 

 

 

 

 

Twitter listesine eklediğiniz kişiyi takibe alma zorunluluğunuz yok. İstediğiniz zaman kişiyi listenizden çıkarabilirsiniz.

 Kişileri Twitter listesine eklemek veya çıkarmak

 

 

 

 

 

 

 

4)   Siz kimlerin listesindesiniz?

Sosyal medyadaki popülerliğinizle bağlantılı olarak sizi Twitter listelerine eklemiş kişiler olabilir. İnsanların gözünde hangi konularda uzman olarak değerlendirildiğinizi, hangi listelere eklendiğinizden yola çıkarak tahmin edebilirsiniz.

Twitter'da kimler sizi listenize almış

5)   Twitter’dan mesaj arşivinizi istemek

Twitter’dan yazdığınız tüm mesajların arşivini isteyebileceğinizi biliyor muydunuz?

Bunun için yapmanız gereken tek şey;

“Ayarlar” bölümüne girip en altta bulunan “Request your archive” butonuna tıklamak. Twitter yolladığınız mesajların tümünü toparladıktan sonra size içinde link olan bir e-posta gönderiyor. Linke tıklayıp arşivinizi indirebiliyorsunuz. İlk attığınız tweet’i görmek, yıllar içinde değişen ilgi alanlarınız ve gelişiminizi izlemek için işe yarar bir özellik.

Twitter mesaj arşivinizi istemek

6)   Twitter hesabınızı kullanan uygulamaları kontrol etmek

Twitter o kadar popüler oldu ki, artık çoğu web sitesi ve uygulama Open ID politikalarını twitter üzerine kurgulamış; herhangi bir siteye sadece twitter kullanıcı adı ve şifrenizle kaydolup, giriş yapabiliyorsunuz. Bu durum beraberinde ciddi güvenlik tehlikeleri de getiriyor elbet.

Twitter’a erişim onayı verdiğiniz uygulamaları sık sık kontrol edip, gereksiz gördüğünüz ya da artık kullanmadığınız uygulamaların izinlerini kaldırmanızda fayda var.

Twitter'dan uygulama izinletini kaldırmak

Bunun için yapmanız gereken Twitter profilinizde “Settings” bölümüne girip, sol sütundaki “Apps” linkine tıklamak ve solda beliren uygulamaları kontrol ederek, size tanıdık gelmeyen ya da artık kullanmadığınız uygulamaları “Revoke Access” butonuna basarak profilinize olan  erişiminizi sonlandırmak.

7)   Twitter #discover ile kişiye özel içeriklere erişmek

Twitter'ın discover özelliği ne işe yarar

 

 

Twitter’ın #discover özelliği gerçekten şaşırtıcı derecede başarılı. Üst menüde bulunan hemen notifications butonunun sağındaki #discover linkine tıkladığınızda, twitter’da ana sayfada önünüze düşen alelade tweet’lerden farklı olarak özel bir algoritmayla filtrelenmiş içerikler önünüze çıkıyor.

Twitter, sizin paylaşımlaırnız, daha çnce beğendiğiniz ya da Retweet’lediğiniz içeriklere göre sizin okumaktan keyif alacağınız içerikleri karşınıza çıkarıyor. Twitter’da kişisel beğenilerine göre filtrelenmiş içerikleri okumak isteyen kullanıcılar için zaman kazandırıcı bir özellik.

8)   Twitter kısa yolları

Twitter önünüzde açıkken klavyede “?” tuşuna basarak tüm Twitter kısa yol tuşlarının listesine erişebilirsiniz. Programları kısa yollarıyla kullanmanın sayısız avantajı var. Sizi zamandan kurtarır, gereksiz mouse ve bilek hareketleriyle yorulmazsınız. Kısayollar tembel adam hastalığıdır, candır! 🙂

Twitter klavye kısa yolları

Twitter kısa yollarıyla profesyonel kullanım

 

9)   Bilgilendirme e-postalarını kapatmak

Son olarak,  eğer Twitter’dan durmadan gelen bildirim e-postaları ilginizi dağıtıyor ve canınızı sıkıyorsa bunu kapatmanızı öneririm. Twitter e-posta bildirimlerini kapatmak için;   “Ayarlar” a girin, soldaki menüden E-mail notifications’ı tıklayın. Yeni açılan sayfada sağ üst köşedeki “Turn off” butonuna basın.

Twitter e-postalarını kapatmak

Şimdi söz sizde!

Twitter, bir süredir çok popüler ve sosyal medya mesaimizin ciddi bir bölümünü işgal ediyor. Peki siz yukarıdaki yöntemlerden hangisi beğendiniz? Twitter’ı nasıl kullanıyorsunuz? Önerilerinizi aşağıdaki yorum alanında paylaşın, sohbete devam edelim.

 

 

 

Nöromarketing, sürüngen beyin ve satın alma ilişkisi

Bu yazı Digital Age Dergisinin Ağustos 2014 sayısındaki köşemde yayınlanmıştır.

Günümüz dünyasında günde ortalama 10 bin mesajla karşılaşıyoruz. Bu mesajlar sürüngen beyinle konuşmadığı sürece hiçbir anlamı yok

Ünlü Nörobilimci Antonio Damasio’nun “Bizler duyguları olan düşünen makineler değil, düşünebilen duygu makineleriyiz” sözü, eminim sosyal medyada ya da web’de karşınıza bolca çıkmıştır. Biraz düşününce kararlarımızı duygusal olarak verip, mantıksal sebeplere dayandırmaya çalıştığımız fikri hiçte mantıksız gelmiyor. En son aldığınız cep telefonunu ya da kıyafetinizi alırken kendinizi nasıl ikna ettiğinizi bir düşünün. Bunu alırsam daha başarılı, daha akıllı ve güzel görünürüm demedik mi? Yapılan son araştırmalar da zaten Damasio’nun bu sözünü doğrular nitelikte. Yani karar mekanizmamızın kontrolü çoğunlukla duygularımızda.

İnsan beyni yüz milyar sinir hücresi ve bir milyon kilometrelik sinir ağı ile evrendeki en büyük gizemlerden biri olmaya devam ediyor. Beynimiz, bedensel kütlemizin sadece yüzde ikisini oluştursa da toplam enerjimizin yüzde yirmisini tüketiyor. Yaşamsal fonksiyonlarımızın çoğu, bilinç seviyemizin altında otomatik olarak beyin tarafından koordine ediliyor. Beynimizin yalnızca yüzde 20’sini bilinçli olarak kullanabiliyoruz. Dikkatimizin büyük bir kısmı çevremizdeki olayları ve tehditleri algılamaya yönelik çalışıyor, çünkü beyin için asıl önemli olan ne markalar ne de reklamlar; sadece hayatta kalabilmek. Beynimizin hayatta kalmamızdan sorumlu olan kısmı eski beyin olarak da bilinen R-complex ya da bir başka deyişle sürüngen beynimizdir.

Sürüngen beyin milyonlarca yıllık bir geçmişe sahip, henüz beyin kabuğumuz bu kadar kompleks ve gelişkin bir yapıya dönüşmeden önce bile sürüngen beynimiz vardı. Anne karnındaki bebeğin beyin gelişiminde de ilk önce merkezdeki sürüngen beyin oluşumunu tamamlıyor. Gri alan ve beyin kabuğu daha sonra bu bölgenin üstüne inşa oluyor.

Beynin bölümleri

Sürüngen beynin karakteristik özellikleri

Beynin bu bölümü konuşmalara pek tepki vermez. Karışık mesajları anlamaz ve sadece vücudun bütünlüğünü korumak konusunda kaygılıdır. Son derece bencildir ve en önemli özelliği beyindeki görsel kortekse ihtiyacı olmaksızın çevredeki görsel uyarıcıları algılayabilir nitelikte olmasıdır. Bu nedenle insanlarla iletişimde görsel içerikler kelimelerden, deneyimler açıklamalardan çok daha etkili ve anlaşılabilirdir.

Günümüz dünyasında günde ortalama 10 bin mesajla karşılaşıyoruz. Bu mesajlar sürüngen beyinle konuşmadığı sürece hiçbir anlamı yok. Pazarlama yatırımlarının ne kadar etkin ve etkili olduğunu anlayabilmek için yapılan araştırmalar ve tüketici anketlerinin bir tık ötesine geçmek için ilk kez 2003 yılında Nörobilim Profesörü Read Montague önderliğinde bir grup tüketiciye Nöropazarlama araştırması yapılmış.

Nöropazarlama araştırma yöntemleri

Pazarlama ve nörobilimin kesişim noktası olarak karşımıza çıkan Nöropazarlama, nörobilim teknik ve gereçleri kullanılarak tüketici davranışlarını incelemeye yönelik çalışmalar yapan yeni bir bilim dalı. Duyguların tüketici davranışları üzerindeki tartışılamaz etkisi ve bu etkinin tüketici anket ve araştırmalarında net olarak ölçümlenememesinden doğan bu yeni bilim dalında EEG (Elektro-ensefalografi), MEG (Manyetik-ensefalografi), fMRI (Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme) yöntemleri kullanılarak, tüketicilerin reklamlara karşı oluşturdukları psikolojik tepkileri tetikleyen beyin aktiviteleri ölçülüyor ve görselleştirilerek yorumlanıyor.

100953115

Elbette burada da araştırmaların kötüye kullanımlarına dair bir takım endişeler söz konusu. Beynin yaşamsal fonksiyonlarını manüpüle ederek finansal çıkar sağlamanın limitlerini zorlamaya çalışabilecek firmaların olabileceği de göz önünde bulundurulacak olursa, önümüzdeki dönemde bu tür nöropazarlama çalışmaları için bazı küresel regülasyonların oluşması da mümkün. Yine de şunu çok iyi biliyoruz ki, söz konusu olan sürüngen beyinse kelimelerle iletişim anlamsızken, görsel iletişimin önemi tartışılmaz.

Vaktiniz varsa ve Nöromarketing konusuna meraklıysanız, Patrick Renvoise’nin aşağıdaki TEDx video’sunu izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.

Growth Hacker: Pazarlama dünyasının yeni yıldızı

Growth hacker kimdir, Growth hacking nedir? Standart pazarlamacıdan ve geleneksel pazarlama yaklaşımdan ne farkı vardır. Bu konuyla ilgili merak ettiğiniz soruların cevabını aşağıdaki makalede bulabilirsiniz.

Son yıllarda girişimci ekosisteminde en çok aranan pazarlamacı profillerinden biri haline gelen Growth Hacker’lar hakkında yeterli yerel kaynağın bulunmaması, sonunda hacker olan her titrin bünyede yarattığı heyecanla  birleşince, kavram karmaşası da aldı başını gitti.

Internet bağlantılı analitik ve otomasyon teknolojilerinin gelişmesiyle veriye dayalı yalın pazarlama yaklaşımı, start-up ekosisteminin bütçe sıkıntısına derman olurken, büyük kurumlar da hızla içsel güdülere dayalı, çok para harcatan pazarlama kültürünü terk etmek ve yalın yaklaşımları özümsemek için gayret gösteriyor.

Kim bu Growth Hacker?

Amerika’nın batı sahilinden üniversite terk iki genç bir araya gelir. Evlerinin garajında, sabahtan ertesi günün sabahına, büyük bir tutkuyla dünyayı değiştirecek projeyi üretmek için harıl harıl çalışırlar. Aradan altı ay geçer ve kurdukları platformun ilk yüz bininci üyesi elmalı turta ve Latte ile kutlanır. Artık iki değil, dört kişidirler… İki back-end, bir front-end geliştirici ve bir de ürünün kullanıcı sayısını artırmaktan sorumlu ürün geliştiricisi ve pazarlamacı kırması Growth Hacker. Kullanıcı davranışlarından üretilen analitik veriler, geleneksel pazarlama içgüdüsüyle birleştirilerek ortaya koyulan taktikler ve ürün üzerindeki deneme yanılmalarla ilk yılın sonunda milyon kullanıcıya ulaşılır.

Kullanıcı sayısının hisse senetleri üzerinde yarattığı olumlu rüzgarı da arkasına alan girişim, büyük yatırımlar almaya başlar ve otuz kişilik bir şirket haline gelir. Artık pazarlamanın ana hedefi sadece kullanıcı sayısını artırmak değildir. Kurumsal iletişim, müşteri ilişkileri yönetimi, reklam satın alma, kurumsal iş ortaklıkları gibi yeni öncelikler de listeye eklenmiştir. Şirketi sıfır kullanıcı noktasından milyon seviyesine getiren Growth Hacker, eğer yukarıdaki temel pazarlama stratejilerine hakim biriyse, kuvvetle muhtemel şirkette pazarlamanın başına geçirilir. Yok eğer kariyer ve strateji pusulasındaki tek yönü büyüme (Growth) ise organizasyonda bir alt sırada yerini alır ve şirkete kurumsal pazarlamayı hakkıyla yönetecek deneyimli bir yönetici transfer edilir. Gördüğünüz üzere Growth Hacker, iş dünyasının Pazarlamadan Sorumlu yeni  Genel Müdür Yardımcısı değildir. Önce bu algıdan kendimizi kurtaralım.

Yalın pazarlama ve Growth Hacking ilişkisi

Silikon vadisinde bileçoğu girişim iki kasa bir masa şeklinde hayata geçiyor. Bu da yalın pazarlamanın kapısını çalmayı gerektiriyor. Yalın, adı üstünde ihtiyaca yönelik, abartıdan uzak bir yaklaşım stratejisini temel alıyor. Çoğu yeni girişim kurulur kurulmaz büyük pazarlama operasyonlarına ihtiyaç duymaz. Burada ürünü anlayan, teknolojiye ve pazarlamanın temel stratejilerine hakim olacak,  asıl hedefi ve odağında büyüme olan (ürünün kullanıcı sayısını artıracak) bir yaklaşım sergilemek esastır. Yalın pazarlamayı kurumsal pazarlamadan ayıran en büyük fark da budur.

marketing-growth-hacking-diagram

Growth kafası; analitik ve taktiksel yaklaşım

Pazarlamaya çoğunlukla içsel dürtülerle yaklaşan geleneksel anlayıştan farklı olarak, analitik becerilerle donatılmış, üründen anlayan, hatta ürünün geliştirilmesi noktasında son kullanıcılardan gelen geri bildirimleri rasyonel olarak değerlendirip ürün vizyonuna katkıda bulunan yeni bir bakış açısıdır bu Growth kafası. Pazarlamada mühendislik bakış açısını geleneksel pazarlama ve iletişimin temelleriyle birleştiren bu yeni anlayış yatırımcıların ve patronların iştahını kabartıyor olsa da dikkatli olmakta fayda var. Önümüzdeki sayıda yalın pazarlama ve Growth Hacking taktikleri üzerine düşüncelerimi paylaşıyor olacağım. Düşüncelerinizi aşağıdaki yorumlar bölümüne yazarak konuyla ilgili sohbet başlatabilir, değerli bilgilerinizi bizimle paylaşabilirsiniz. Yok eğer paylaşmak istemiyorsanız, en azından bir ”merhaba” diyebilirsiniz! 🙂

Not: Bu yazı Digital Age Dergisi‘nin Mayıs, 2014 sayısındaki köşemde yayımlanmıştır.