5 adımda dijital pazarlama ve kampanya stratejisi oluşturmak

Uzunca bir süredir, kurumlara ve bireylere, dijital pazarlama ve içerik pazarlaması alanında seminerler  veriyorum. Pazarlama dünyasındaki deneyimlerim ve katılımcılardan aldığım geri bildirimler doğrultusunda, check-list niteliğinde, tek sayfalık bir doküman oluşturdum. Zaman içinde dijital pazarlama seminerlerimin bel kemiği haline gelen bu dokümanı, bloğumun takipçileriyle de paylaşmak isterim.

 

Dert bulup, dert çözen, aç kalmaz
Pazarlamacıların müşterilere daha fazla değeri, olabildiğince net ve hızlı bir şekilde iletebilmek gibi bir derdi olması gerektiğini düşünüyorum. Tabii burada değerin ne olduğu, müşterinin kim olduğu, müşteri beklentilerinin marka vaadleriyle nasıl buluşturulacağı gibi birçok soru beliriveriyor zihinlerde. İlerleyen günlerde bloğumda bu meselelerle ilgili düşüncelerimi de paylaşacağım.

 

İyi pazarlamacı, iyi soru soran kişidir
 İyi sorular, iyi cevapları, iyi cevaplarsa, yüksek hedefleri yaklaştırır.  Bu yüzden ezberlenmiş cevaplara değil, düşünülmüş sorulara ihtiyacımız olduğuna yürekten inanıyorum. Peki girişimciler ve pazarlamacılar, pazarlama ve kampanya stratejilerini oluştururken hangi soruları sormalı? İşte bu tarafta fikir vermesi açısından, ‘dijital pazarlamanın adımları’ adını verdiğim çalışmayı oluşturdum. Bu yaklaşım, sadece dijital pazarlamayı değil, geleneksel pazarlamayı da kapsadığını ifade etmekte fayda var.

 

Hedefler: Pazarlamayla neyi başarmak istiyorsunuz
Çözülmesi gereken pazarlama sorunlarını belirlemek açısından önemli bir başlangıç noktası. Çözülmesi gereken pazarlama problemlerinin tayin edilmesi, pazarlama kampanyalarıyla neyi başarmak istediğimizin net bir şekilde anlaşılması son derece önemli.
Problemi çözmemizin önündeki engelleri düşünmek, başarı şansını önemli ölçüde artıracaktır.
Amerikalı bir gazeteci Atatürk’e “Nasıl bu kadar başarılı olabildiniz,” diye sormuş. Atatürk başarılı olmayı hiç düşünmediğini, sadece hedefleriyle arasındaki engellerin ne olduğunu ve bunları nasıl kaldırabileceği üzerine yoğunlaştığını söylemiş. “ Hedefimle aramdaki engelleri teker teker ortadan kaldırınca başarı kendiliğinden gelir ,” demiş. Ne kadar da güzel demiş.

 

Müşteriler: Her şey müşteriler için, peki onları ne kadar iyi tanıyorsunuz
“Pazarlama müşteri departmanıdır,” diyor Southwest Airlines’ın efsanevi CEO’su, Herb Kelleher. Müşterilerinizi anlamak zorundasınız. Bunu başarmak için evvela empati becerilerinizi geliştirmeniz  gerek. Bazı insanlar bu konuda doğuştan yetenekli olsa da bunun sonradan da kazanılabilecek bir beceri olduğuna inanıyorum. Amazon’un CEO’su meşhur Jeff Bezos’un müşterilere yoğun bir biçimde odaklanmaya doğuştan eğilimli insanlarla çalışmayı tercih ettiğini söylediğini okumuştum.

 

Bu adımda müşterileri tanımlamak, kaç tip müşteri olduğunu ve onların ihtiyaçlarını anlamaya çalışmak çok önemli. Burada sunduğumuz ürün ve hizmetlerin ya da kampanyaların vaadlerinin, gerçekten müşteri taleplerini karşılayıp karşılamadığını anlamaya çalışmak son derece önemli.

 

5 adımda dijital pazarlama ve kampanya stratejisi oluşturmak.

Stratejiler ve Başarı Kriterleri: Hedefleri gerçekleştirecek stratejileri bulalım

Hedeflerimizi gerçekleştirmek için hangi stratejileri uygulamamız gerekiyor? Bu stratejileri farklı müşteri tiplerine göre şekillendirmek gerekiyor mu? Peki, hedefimize giden yolda başarılı olup olmadığımızı anlamak için ölçmemiz gereken başarı kriterleri ne olacak? Başarı kriterleri, yani KPI (Key Performance Indicator) olarak da bilinir.

 

Uygulama ve Kampanya: Pazarlama fikirlerinin uygulama aşamasına hoş geldiniz
Kampanya stratejisi ve başarı kriterlerini de belirledikten sonra, nasıl bir kampanya tasarlamamız  gerektiğine geldi sıra. Stratejimizi destekleyecek taktikler, araçlar ve iş birlikteliklerini belirlemek son derece önemli. Kampanyaların bir plan dahilinde tasarlanması gerektiğinden, iyi bir kampanya takvimi oluşturmamız da son derece önemli. Kampanya takvimi nasıl oluşturulur, bunu da ilerleyen günlerde yazacağım.

 

Ölçme ve Değerlendirme: Hesap verme vakti
Pazarlama alanında gerçekleştirdiğimiz faaliyetler, hedeflerimize ulaşmamızı sağladı mı? Hangi başarı kriterlerini sağladık? Hangileri eksik kaldı? Pazarlama faaliyetlerimizden hangileri istediğimiz sonuçları verdi? Hangileri gerekliydi, hangileri gereksizdi? Neler çalıştı, neler çalışmadı? Neler öğrendik? Bir dahaki sefere neleri daha iyi yapmalıyız?

 

Hedefe giden yolda uygulamanız gereken pazarlama stratejilerini oluşturabilmek için bu ve bunun gibi daha bir sürü soru seti oluşturabilirsiniz.  Cesur olun. Cevaplarını bulamayacağınızı düşündüğünüz zor soruları sormaktan çekinmeyin. Unutmayın ki iyi sorular, iyi cevapları, iyi cevaplarsa, sizi yüksek hedeflere yaklaştırır. 

Etkili pazarlamacının yedi alışkanlığı

“İnsan, alışkanlıklarının çocuğudur,” demiş eski din âlimlerinden İbn-i Haldun (1332 – 1406). Eminim çoğumuzun hayatına değer katan, sürekli elinin altında bulundurduğu ve kişiliğinin şekillenmesine yardımcı olmuş birkaç kitap vardır. Benim de başucu kitap listemin iki numarasında Stephen R.Covey’in (1932 – 2012) “Etkili İnsanların Yedi Alışkanlığı” bulunuyor.

Kişisel gelişmek meselesi, popüler kültürden henüz nasibini almadığı yıllarda yazılmış olan bu kitabı, seneler önce daha henüz liseli bir öğrenciyken –düşünün, o kadar eski!- babamın ısrarları üzerine almış ve bir kenara atıvermiştim. Yıllar geçip de dertli yöneticiler, zor projeler ve garip çalışanlar dört yanımı sardığında, açmazlarımı çözebilecek bir rehber arayışına girdim ve o kitap yine karşıma çıktı. Covey’in kitabında paylaştığı bu önemli alışkanlıkların başlıklarını değiştirmeden kendimce birkaç cümlede yeni nesil pazarlamacılar için yorumladım.

1- Proaktif ol (Arıza ol!)

Seth Godin’in ‘Poke the Box’ isimli minik sarı kitabında da bahsettiği üzere kutuyu kurcalamak lazım. Tıpkı beş yaşındaki yaramaz anaokulu çocukları gibi önümüzdekiyle yetinmek yerine daha fazlasını istemek ve yerine göre biraz da arıza olmak gerektiğini çok iyi biliyorum. Benim için elimdeki projelerde bana söylenen şeyleri yapmakla yetinmek çok moral bozucu. Arıza tipler kendisine ne yapılması gerektiğini söylenmesinden son derece rahatsız olur. Bu insanlar kendi yol haritasını çıkartarak ilerlemeye eğilimlidirler.

2- Sonunu düşünerek işe başla (Planlı ol!)

“Sonunu düşünen kahraman olamaz” derler ama boş kahramanlıklara da pek gerek yok aslında. Ajanslarla yaptığım toplantılarda çoğu yeni nesil iletişimcinin strateji ve taktiği birbirine karıştırdığına şahit oluyorum. Yeryüzündeki bütün projelerin ve işlerin bir paretosu var (bknz. 80-20 kuralı). Yüzde 80’lik etkiyi verecek yüzde 20’lik hamleyi çok iyi planlamak gerekiyor.

3- Önemli işlere öncelik ver (Güne en çok üşendiğin işle başla!)

Siz de böyle misiniz bilmem ama en önemli işleri genellikle en sona bırakmaya eğilimliyimdir. Mesela bu yazıyı da son dakika da yazıp yolluyorum. Peki, bir işin gerçekten önemli olduğunu nasıl anlarım? Eğer sürekli ertelediğiniz ve yapmaya üşendiğiniz bir iş varsa bu kesinlikle çok önemli bir iştir.

4 – Kazan/Kazan diye düşün (İnsanlara hediye ver!)

“Veren el alan elden üstündür” derler. Bu dünyanın en mutlu ve başarılı insanları elindekileri hiçbir hesap yapmaksızın etrafındakilerle paylaşanlardır. Sahip olduğumuz bilgi ve iş gücünü toplumun hizmetine bedelsiz olarak sunduğunuz zaman eninde sonunda birileri sizi fark eder ve hayatınızda hiç ummadığınız şeyler olmaya başlar. Bu, projelerde de böyledir. En fazlasını veren hep daha fazlasını kazanır.

5 – Önce anlamaya çalış, sonra anlaşılmaya (Can kulağıyla dinle!)

Çoğu zaman birileriyle konuşurken dinlemek yerine vereceğimiz cevabı düşünürüz. Bu alışkanlıktan sonsuza dek kurtulmak gerekiyor. Dinlemek sanıldığının aksine son derece aktif bir eylemdir. Pazarlama ve iletişim yaparken müşteriyi can kulağıyla dinlemeli. Müşteriyi anlamadan kimsenin umurunda olmayan mesajlarla gürültü kirliliği yapmak iyi bir iletişimcinin işi olamaz.

6 – Sinerji yarat (Samimi ve yardımsever ol!)

Samimiyet, son dönemde pazarlamada en çok öne çıkan konuların başında geliyor. Çoğu marka müşterilerinin kendi potansiyelini açığa çıkarması için büyük çaba sarf ediyor. En iyi ürün; müşterisine en çok fayda sağlayan üründür.

7 – Baltayı bile (Yaşam boyu öğrenci ol!)

Gelişim, sürekli öğrenme ve tekrarla mümkündür. Tekrar edilmeyen, uygulamaya geçmeyen düşünceler ve yetenekler kazanılmış sayılmaz ve maalesef yok olmaya mahkumdur. Güzel ve yeni alışkanlıklar kazanmak mümkündür ama bol tekrar ve çalışma gerektirir.

Rakamlarla B2B satın almacısının dijital evrimi

Son birkaç yılda B2B pazarlama dünyasında ciddi değişimlerin yaşanmaya başladığını görüyoruz. Günümüzde hâlâ pek çok kurum yöneticisi online pazarlama strateji ve araçlarının konvansiyonel B2B pazarlama silah seti karşısında yetersiz olduğu görüşünde. Yapılan araştırmalar bireysel müşterilerin satınalma eğilimlerinin B2B satınalmacılarıyla paralellik gösterdiğini açığa vuruyor

Google’ın Millward Brown Digital ile gerçekleştirdiği araştırmada 3 bin kadar B2B çalışanın araştırma ve satın alma alışkanlıkları irdelenmiş. İlk kez 2012’de gerçekleştirilen araştırmanın aynısı 2014 yılında tekrarlanmış ve aradan geçen iki yıl içindeki değişimlerden yola çıkarak B2B satın almacısının dijital kanallar üzerindeki eğilimleri irdelenmiş. Sonuçlar çok çarpıcı.

Hepimiz gibi B2B satınalmacısı da online

2012 yılında yapılan araştırmada B2B satın almacılarının yüzde 89’unun online olduğu ve bu rakamın 2014 yılında da değişmediği raporlanmış. B2B tarafında araştırma yapanların yaklaşık yüzde 46’sı 18–34 yaş aralığında. Bu rakam 2012’deyüzde 27 imiş. Bu gruptaki kişilerin en yaşlışı 1980 doğumlu. Milenyum çağı insanları olarak adlandırılan bu grup iş hayatına başladığında internet ve e-posta dönemi çoktan başlamıştı bile.

C seviyesine dâhil olmayan kitle satın alma kararında çok etkili

Eğer B2B işi yapıyorsanız, pazarlama stratejilerinizi CEO (C-suite) ve yönetim kurulu üyelerini hedefleyecek çerçevede belirlemek oldukça mantıklıdır. Burada henüz değişen bir şey yok lakin C-suite’in yüzde 64’ü nihaî kararı veriyor olsa da, C-suite olmayan kitlenin yüzde 81’i satın alma kararında o ya da bu şekilde söz sahibi.

Post-kapitalizm döneminin ayak seslerini duymaya başladığımız şu günlerde şirketlerin ve üst düzey yöneticilerin liberalleşen kurum kültürünü benimsemesiyle C-suite ve çalışan arasındaki mesafenin giderek kapandığını gözlemliyoruz. CEO’nuz evine yeni bir bilgisayar almak isterse eminim sizin de bir fikrinizi almak ister. B2B işi yapan markalar pazarlamada hedef kitle olarak sadece C-suite’i seçerse büyük yanılgıya düşmüş olur. Satın alma kararında etkin rol oynayan şirket çalışanlarının markanızdan olan beklentilerini karşılayacak içerik ve stratejilerle bunu başarabilirsiniz.

B2B satınalmacılarının yüzde 71’i marka değil ürün arıyor

Satınalmacıların yüzde 90’ı internette arama yapıyor. Bu rakam 2012 ve 2014 araştırmasında da aynı çıkmış lakin, aramalarda geçirilen süre artmış ve arama teknikleri oldukça gelişmiş. B2B satın almacısı aradığı ürünle ilgili spesifik bir markanın internet sayfasıyla ciddi bir etkileşime geçmeden evvel ortalama 12 arama yapıyor. Aramaların yüzde 71’i marka değil, ürün ismiyle başlıyor. Yani kullanıcılar önce ürün arıyor, sonra YouTube’da video değerlendirmelerini izliyor, yorumlara bakıyor, referansları kontrol ediyor, sosyal medyada araştırıyor ve en sonunda markanın interrnet sayfasında kendini buluyor. Arama motorlarına ya da sosyal medyaya kelime başı reklam verirken, marka isimlerinden ziyade satmak istediğiniz ürün ve servis ile ilgili kelimeler satın alıp, hazırlıkları bu şekilde yapmak daha doğru bir strateji olacaktır.

B2B’ciler mobilde de çok etkin

Yine aynı araştırmanın sonuçlarına göre satınalmacıların yüzde 49’u işyerinde dahi satınalma süreçlerinde mobil cihaz kullanıyor. Ürün aramaları yapmak, YouTube videoları izlemek, yorumları okumak, ürün fiyatlarını karşılaştırmak ve hatta doğrudan satınalma süreçlerinde bile mobil çok önemli. B2B tarafında satınalmacıları etkilemek isteyen markaların zengin mobil deneyimler tarafında da doğru yatırım hamleleri yapmasında fayda var.

Sizler bu konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Aşağıda yorumlarınızı bekliyorum. Eğer faydalı olacağına inanırsanız, makaleyi paylaşmaktan çekinmeyin 🙂

Benzer yazılarım için blog’um yenizengin.com’un e-posta listesine üye olmanızı öneririm.