Gündeminde ne var: Ozan Dağdeviren

Bu seriyi #gündemindenevar etiketiyle Instagram, Twitter ve Linkedin’den takip edebilir,  yorumlarınızla muhabbete katılabilirsiniz.

Gündeminde ne var Ozan Dağdeviren

Ozan, sohbetinden müthiş keyif aldığım ender insanların başında geliyor. Bundan birkaç yıl önce Hasan Başusta elinde bir kitapla çıkagelmişti. ”Bu kitabı çok beğendim. Yazarı tam bizim kafada. En kısa zamanda tanışmalıyız,” demişti.  Ozan’la bu vesileyle arkadaş olduk. Zaman içinde muhabbet daha da ilerledi. Vakit buldukça daha sık görüşmeye başladık. Muhabbetimiz girişimcilik ve teknoloji kültürü, üretkenlik sırları, psikoloji, içerikçilik ve yazarlık üzerinde şekillendi.

Ozan, yeni nesil girişimcilik kültürü üzerine çalışmalar yapıyor. İnsan kaynakları alanında sahip olduğu kurumsal deneyimin de rüzgarını alarak, kitaplar yazıyor, eğitimler ve danışmanlıklar veriyor. Her gün öğren ve iyimezun.com ile İstanbul’da başlayan girişimcilik yolculuğuna Londra’da common wisdom ile devam ediyor. Tüm bu işlerin yanında girişimcilerin doğru partner, yatırımcı ve çalışan seçmelerine yardımcı olacak yeni bir kitap da yazdı. Girişimciler mutlaka bir göz atmalı.

Entelektüel olgunluğa giden yolculukta, yeni bakış alçılarını en sade şekilde masaya koyabilme çabasında olan eleştirel zihninlerden faydalanmalı. Bu sebeple Ozan Dağdeviren’i sizlerle tanıştırmaktan mutluluk duyarım.

Son dönemde en çok ilgisini çeken içerik:
Artık hayatımın önemli bir kısmını Startup’lara destek olmak oluşturduğu için bu alanda derin bir okuma sürecine girdim. Son okuduğum iki kitap; Angel, Jason Calacanis ve Y-Combinator – Randall E. Stross. Daha doğrusu bu kitapları okuyorum demek doğru olmaz, dinliyorum. Kitap dinlemek en verimli bulduğum öğrenme şekli, her yolculuk, her el oyalayan, ayak oyalayan iş güzel bir öğrenme fırsatına dönüşüyor. Bunun dışında yavaş yavaş okuduğum kitap, “Surely, you’re Joking Mr. Feynman” öneririm, keyifli bir bilim adamının iç dünyası. Bilmediğim ama ilgilendiğim bir konuda, lezzetli bir belgesel bulamıyorum bayadır. Nereleri takip etmeli bu konuda önerisi olanları da dinlemeye açığım.

Bu aralar ne dinliyor:
Eski günlerin anısına modundayım. Gorillaz yıllar sonra yeni albüm çıkarmış. Biraz dinledim ama tamamlayamadım, tekrar bakacağım. Bir de dün caz efsanesi John Coltrane’in kayıp bir albümünün keşfedilip yayınlandığını öğrendim. Büyük haber bana sorarsanız, ona zaman ayırıp bir kaç tur dinleyeceğim ilk fırsatta.


En yeni teknolojik oyuncağı:
Londra’ya taşınma süreciyle birlikte baya “yalınlaştım”. Az eşya ile yaşamaya çalışıyorum mümkün olduğunca. Teknolojik olarak oyuncağım pek yok o yüzden 🙂 Buna en yaklaşan heralde son aldığım kamera olabilir. Bir mirrorless Sony Alpha6300 almıştım. Çok memnun bıraktı.

Son dönemlerde üzerine en çok düşündüğü söz/alıntı:
Heuristic” denilen kavramı tekrar tekrar keşfediyorum hayatta. Bu aralar çok önemsediğim bir şey. Biraz, bir soruya kesin cevap olmayan ama altında yatan anlamı açığa çıkaran erdem parçacıkları benim için. Karmaşık hayat prensiplerini basit ve yenilir yutulur hale getiren hayat dersleri olarak da kullanılabiliyor. Bir fotoğraf ekliyorum. Çalışma odamda bir panodan.

Ozan Dağdeviren’in çalışma odasındaki panodan bir fotoğraf.

Bu aralar en çok tanışmak istediği kişi:
Bence her mentorluk veren kişinin kendi mentoru da olmalı. O kişiyi arıyorum. Adını bilmesem de en çok tanışmak istediğim kişi “o”. Londra’da hem bazı kuluçka merkezlerine hem bazı Startuplara danışmanlık veya mentorluk veriyorum. Bu işi 10 yıl yapsam sonu ne oluru bilen birisi varsa çıksın gelsin, mentorum olsun 🙂

Bu seride kimi görmek ister:
Türkiye’nin en başarılı melek yatırımcısını.

Ozan Dağdeviren’in iletişim bilgileri:

Blog: www.ozandagdeviren.com

Twitter: www.twitter.com/ozandagdeviren

Linkedin: www.linkedin.com/in/ozandagdeviren

Instagram: https://www.instagram.com/ozandagdeviren

Gündeminde ne var: Hasan Başusta

 

”Zeki insanlar aklını kullanır, bilgeler başkalarının da aklını kullanır.” -George Bernard Shaw

Ufkunu genişletmek için zihninizi açacak yeni insanlarla tanışmalısın demişti çok sevdiğim bir arkadaşım. Bu konuda çok şanslıyım. Yıllar içinde beni yeni fikirlerle tanıştıran bir sürü dost  edindim. Bu insanlardan her gün yeni bir şey öğreniyorum. Sizlerin de zihnini açabileceğini düşündüğümden, fikrine ve aklına güvendiğim dostlarımı bloğuma konuk olarak almaya karar  verdim.

Bundan böyle, önümüzdeki birkaç hafta boyunca, her Cuma #gündemindenevar başlıklı bu mini yazı serisini yayımlıyor olacağım. Konuklar, fikrine güvendiğim insanlar. Konumuz da onların gündemi olacak. Onları heyecanlandıran, zihinlerini kurcalayan birkaç meseleyi kısa kısa paylaşıyor olacağız.

Bu seriyi #gündemindenevar etiketiyle Instagram, Twitter ve Linkedin’den takip edebilir,  yorumlarınızla muhabbete katılabilirsiniz.

Gündeminde ne var Hasan Başusta?

Hasan’la dostluğumuzun onuncu yılını kutladık geçenlerde. İlk kez Özgür Alaz’ın düzenlediği Likemind etkinliğinde tanışmıştık. O gün mekandan mekana taşınıp, yaklaşık 10-12 saat boyunca durmaksızın sohbet etmiştik. Yıllar içinde ara sıra çok görüştüğümüz ya da hiç görüşmediğimiz dönemlerimiz olsa da sohbetimizden eksiklen hiçbir tat olmadı.

Hasan, sosyal medya ve dijital pazarlama alanında sektörün bilinen isimlerinden; bu alanda önemli kurumlara danışmanlık veriyor, eğitimler ve seminerler düzenliyor. Hatta İTÜ’de aynı eğitim programında eğitmenlik de yapıyoruz. Hasan, kendini gelişime adamış biri. Bu alanda bir mühendis edasıyla analitik gelişim yöntemleri tasarlıyor ve geliştiriyor. Yaptığı her şeyde felsefi bir derinlik arayan Hasan Başusta, bu yazı serisinin ilk konuğu olmayı kabul etti.

Bakalım Hasan’ın gündeminde neler var.

Son dönemde en çok ilgisini çeken makale
75 yıldır süren Harvard’ın “İyi hayat nedir’i” sorgulayan araştırması. “Triumphs of Experience: The Men of the Harvard Grant Study” kitabını çok severek okudum. Maalesef kitabın Türkçesi yok ama Türkçe altyazılı TED konuşması var:

Özetle, iyi bir hayatı oluşturan en önemli etken ün, para vs. değil hayatı paylaştığın kişiler. Yani hayatının kalitesi direkt olarak en yakınındaki kişilerin kalitesi ile doğru orantılı. Bu kitabı okuduktan sonra çevremi büyük oranda revize ederek hayatımı değiştirdim. O yüzden bu araştırmanın hayatımdaki rolü çok büyük.

Bu aralar ne dinliyor
Ben Böyleyim, Athena. Özellikle şu sözleri, hayatımın soundtrack’i diyebilirim:

Hayatta benim her
Anımı yaşadıkça sevesim var
Aldırmam hiç yağmurlara
Benim güzel hatalarım var
Bir an bile vazgeçmedim
Kendi yolumdan…

 

En yeni teknolojik oyuncağı
Garmin Fenix 5. Bu ara sağlıklı yaşam ve koşu en önem verdiğim konular olduğu için bu spor saati performansımı en ince detayına kadar ölçmemi sağlıyor.

Son dönemlerde üzerine en çok düşündüğü söz/alıntı:

”Kendisine, kendi küçüklüğünü görme olanağı vermeyen hiç kimse muktedir olduğu yüceliğe erişemez.” – Bertrand Russell

Bu söz bana “İnatçılık, sıfır tölerans, sabırsızlık, duygulara az önem verme” gibi kötü özelliklerimi kabul etmem için güç verdi. Bu konularda kendimi geliştirmem için farkındalık yarattı.

Bu aralar en çok tanışmak istediği kişi
Harari. Sapiens ve Homo Deus kitaplarına bayılıyorum. Onunla tanışsaydım, insanlık tarihinden başlayarak, gelecekte neler olabileceğini; verinin ve yapay zekanın dünyayı nasıl değiştireceğini tartışmak isterdim.

Bu seride kimi görmek ister
Şu hayatta kafaca kendime en yakın gördüğüm kişi: Ozan Dağdeviren.

Hasan Başusta’nın iletişim bilgileri:

Blog: www.hasanbasusta.com

Twitter: www.twitter.com/hasanbasusta

Linkedin: www.linkedin.com/in/hasanbasusta

Instagram: www.instagram.com/hasanbasusta

Fujitsu CTO’su Dr.Joseph Reger ile buluşmamdan notlar

Bu sene Avrupa’nın en büyük ve önemli bilgi teknolojileri etkinliklerinden biri olan Fujitsu Forum’a davet edildim. Almanya’nın Münih şehrinde 16 – 17 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilen etkinliğin bu yılki teması ‘İnsan odaklı dijital dönüşüm’ idi. Dillere pelesenk olmuş ‘dijital dönüşüm’ meselesine, dünyanın en köklü bilişim şirketlerinden birinin penceresinden bakmak, mevcut durum ve teknolojilerin nereye doğru yöneldiğini anlayabilmem için büyük bir fırsattı. Bende bu şansı elimden geldiğince değerlendirmeye çalıştım.

Türkiye’de daha çok kamu ve kurumsal alanda faaliyet gösteren Fujitsu, özellikle Avrupa’da nihai tüketiciye yönelik ürünleriyle de gönüllerde taht kurmuş bir şirket. Japonya menşeli Fujitsu, dünyanın en eski bilişim şirketlerinden biri. Şirketin kökleri 1920’li yıllara kadar uzanıyor olsa da Fujitsu adıyla 1935 yılında kurulmuş. Alman devi Siemens ve Fujitsu’nun 1900’lü yılların başlarına kadar dayanan ortaklığı ve sinerjisi, bu iki devi teknoloji ekseninde birleştirmiş. Hem AR-GE hem de pazarlama faaliyetleri tarafında Japon ve Alman mühendisleri birlikte çalışıyor. Fujitsu’nun Japonya dışındaki tüm ülkeleri Münih’teki merkez ofisinden yönetiliyor. Şirketin Almanya’daki binası Münih’in modern zamanına ait en yüksek ve görkemli yapılarından biri.

img_0508

Fujitsu CTO’su Dr.Joseph Reger

Bu yıl Fujitsu Forum’da 300’den fazla konuşmacı, 50’nin üzerinde oturum gerçekleşti. İlgimi çeken oturumları elimden geldiğince takip etmeye çalıştım. Bu seyahatimi en değerli kılan şey hiç şüphesiz Fujitsu’nun CTO’su Dr. Joseph Reger ile olan buluşmam idi. Kendisini uzunca bir süredir takip ediyordum. Fujitsu Türkiye Pazarlama Direktörü Meltem Hanım ve ekibi beni kırmadı ve beni Dr.Reger ile bir araya getirdi. Fujitsu’nun CTO’su Dr.Reger ile dijital dönüşüm ve özellikle AI (Yapay zekâ) üzerine zihin açıcı bir sohbet gerçekleştirdik. Tesadüf bu ya Dr.Reger’in bu seneki Fujitsu Keynote’unun ana teması da yapay zekâ üzerineymiş. Kendisiyle gerçekleştirdiğim mini sohbet ve Keynote’undan toparladığım notları değerli bulduğumdan, bloğumda da bulunsun istedim.

• Yapay zekâ kaçınılmaz bir şekilde geliyor. Bunun ekonomiye ve sosyal hayatımıza önemli etkileri olacak.
• Dr.Reger, AI (yapay zekâ)’yı kendiliğinden akıllı davranışlar geliştirebilen bilişim sistemleri olarak özetliyor.
• AI (yapay zekâ)’nın gelişebilmesi için onu destekleyecek diğer alt teknolojilerin de gelişmesi gerekiyor. Bu teknolojilerin başındaysa ‘Machine Learning’ (kısaltması: ML,
türkçesi: makine öğrenmesi) geliyor. Makine öğrenmesi; makinelerin insanlar tarafından programlanmadan, kendi kendilerine belli davranış döngülerini anlamalarını sağlayan bir konsept teknoloji.
• Yapay zekâ çalışmalarının temelleri 1950’li yıllara kadar uzanıyor. 1970’lerde bu alandaki akademik çalışmaların ticari bir karşılığı bulunmadığından biraz yavaşlamış. Ancak, 90’lardan itibaren AI çalışmaları yeniden hız kazanmış. Bugün hem akademik, hem de endüstriyel camiada AI konusunda önemli çalışmalar yapılıyor. Hükümetler ve kurumlar bu konseptin gelişmesi için ciddi yatırımlar yapıyor. Yapay zekâ dan beklenti büyük.
• Yapay zekâ her yerde; arama motorları, online alış-veriş sitelerindeki önermeler, akıllı telefonlarımızdaki sanal asistanlar, hatta finansal sistemlere kadar pek çok yerde yapay zekâ kırıntılarına rastlamak mümkün.

Yapay zekâ ile ilgili önemli konseptler.

Yapay zekâ ile ilgili önemli konseptler.

• Yapay zekâ dünyasında ‘öğrenme’ çok önemli bir anahtar kelime.
• Makinelerin başarılı bir şekilde ‘öğrenme’ işlemini sağlayabilmek için iki önemli konu var: 1) Sistemi eğitmek için yeter sayıda veriye olan ihtiyaç. 2) Makineler için gelişmiş öğrenme modellerinin oluşturulması. Veriler tarafında sıkıntımız yok, özellikle internette veriden bol birşey yok. Öte yandan IoT sensörlerinden elde edilen veriler de makinelerin öğrenme pratiği yapabilmesi için son derece önemli.
• Makinelere öğrenmeyi öğretebilmek için sahip olduğumuz en eski öğrenme cihazı olan beynimizi rol model olarak alıyoruz. İnsan beyni imgesel düşünüyor. Bir başka deyişle görsel olarak düşünüyoruz. Bir şeyleri anlamlandırabilmek için beynimizin görselleştirme becerisini kullanıyoruz. Aslında bu bizim 540 milyon yıllık evrimimizin bir sonucu. Yapılan araştırmalar insan beynin en çok görselleştirme yaparken enerji harcadığını söylüyor. Benzer mantıkla bizim makinelere öğrenmeyi öğretebilmemiz
için onlara evvela görmeyi öğretmemiz gerekiyor. (Stanford Üniversitesi’nin Yapay zekâ konusunun baş araştırmacısı Fei Feli Ling’in de bu konuda müthiş bir TED konuşması vardı. İlginizi çekebilir.)

• Fujitsu makinelere görmeyi öğretebilmek için görsel işleme teknolojisini geliştirmiş.
• Veriler belirlenen parametrelerle görselleştiriliyor, makineler de bu görselleri analiz ederek öğreniyor. (Gerçekten çok fantastik di mi! :))
• Fujitsu dünyasında verileri alıp makinelerin anlayacağı şekilde görselleştirme işlemini gerçekleştiren algoritmanın adı: Hammer Algoritması. Bu algoritma Fujitsu’nun Almanya’daki AR-GE laboratuvarında yazılmış. Bunu yazan kişi aslen Amerikalı olduğundan adını ‘Hammer’ koymuş. Verilerin görselleştirilmesi makine dilinin öğrenmesini kolaylaştırıyor.
• Sensörlerden toplanan veriler belli parametrelerle yorumlanarak ‘Hammer Algoritması’ sayesinde makinelerin anlayabileceği şekilde görselleştiriliyor. İşin en bomba kısmı bunun toplanan verilerle eş zamanlı çalışabiliyor olması.

img_0519

Kameraları yapay zekâ ile destekleyip evrensel sensörler olarak kullanmak mümkün.

• AI tabanlı akıllı şehir sistemleri yolda. Şu an test aşamasında ancak gerçek zamanlı kamera verileri kullanılarak, şehirdeki karar destek sistemleri otomatize edilebiliyor. Yani kameralar artık gördüğü nesneleri tanımlayabiliyor. Yoldan geçen insanların yetişkin mi yoksa çocuk mu olduğunu, ya da logoların hangi markalara ait olduğunu tanımlayabilecek. Bir başka deyişle ‘Person of Interest’ dizisi artık neredeyse gerçek oluyor.
• Siber savunma sistemleri günümüzdeki en önemli konulardan biri. AI (Yapay zekâ) siber savunma sistemlerinde de etkili bir şekilde kullanılmaya başlanmış.
• Dr.Reger, şu zamana kadar yapılmış sanayi devrimlerinin çalışan ekosisteminde piramidin hep alt tarafındaki insanları etkilediğini ancak, Endüstri 4.0’ın piramidin tamamını etki altına aldığını söylediğinde gerçekten çok etkilendim. Yani yeni endüstri devrimi sadece fabrika işçilerini ya da temel hizmetlerde çalışan insanları değil, şirketlerin genel müdürlerinden sanatçılara kadar bütün endüstrileri ve onların mensuplarını etkiliyecek. Hatta etkilemeye çoktan başladı bile.
• Dijital bozulma çağından sağsalim çıkabilmek için eğitim ve öğretimde yeni modeller geliştirilmeli. Yeni nesil ihtiyaçlara cevap olacak yeni işler keşfetmeliyiz gibi görünüyor.

Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi Twitter’dan ya da aşağıdaki yorum alanından benimle paylaşabilirsiniz.

Bu arada yapay zekâ meselesine merakınız varsa Dr.Reger’in Fujitsu Forum 2016’daki sunumunu izlemenizi öneririm. Videoyu aşağıda paylaşıyorum.