Özgür, kendini sürekli gelişime adamış ilham verici insanlardan biri. O’nu sürekli yeni şeyler peşinde koşarken görüyorum. Bir bakıyorum Whatsapp grubu kurmuş; her gün hayatı kolaylaştıran yöntemler paylaşıyor. Bir bakıyorum Instagram’da ilham defteri diye bir proje yapmış; ilginç insanların gözünden, bir paragrafta dünyayı anlatıyor bize…

Özgür, kıvrak zekasıyla pazarlama alanındaki küresel trendleri hızlıca kavrarken, keşiflerini sadece kendine saklamayacak kadar da cömert biri. Özgür’le 2008 yılında Likemind etkinliğinde tanışmıştık. Likemind, dönemin pazarlama ve dijitalci ekosistemi için önemli bir buluşma noktasıydı. Benzer zihindeki insanlar her ayın üçüncü cuması, sabah saat 8 gibi Kanyon Starbucks’ta bir araya geliyordu. Özgür, buluşmanın mimarlarındandı. O’nun sayesinde bir sürü önemli insanla tanıştım. Hasan Başusta’da bunlardan biridir 🙂

Özgür, ilerleyen yıllarda Türkiye’nin önde gelen sosyal medya ajanslarından olan Promoqube’ün kurucuları arasında yer aldı. İleri görüşlü bir şekilde, Promoqube’ün yelkenlerini sosyal medyanın rüzgarıyla doldurarak, büyük mesafeler kat etti. Promoqube bugün Türk dijital ekosisteminin önde gelen kurumlarından biri olarak hizmete devam ediyor.

Özgür’ün hayatındaki meselelere ve çevresindeki olaylara karşı sistematik yaklaşımı beni en çok çeken tarafı. 25 yaşımdan sonra anca idrak etmeye başladığım ve hala üzerinde çalıştığım bazı yöntem ve sistemleri benden çok daha önce keşfetmeye başladığını düşünüyorum. Hayatını bir mühendis gibi tasarlayıp yaşarken, yaratıcı tarafını da bilemek için sürekli seyahatler yapan, yeni deneyimler peşinde koşan Özgür Alaz’ın gündemine uzanıyoruz bugün. Özgür’ün paylaşımlarını çok keyifli ve değerli buluyorum. Umarım sizlerin de ilgisinden payını alır…

Özgür Alaz – Promoqube Kurucu Ortağı /Girişimci

Bu seriyi #GündemindeNeVar etiketiyle Instagram, Twitter ve Linkedin’den takip edebilir, yorumlarınızla muhabbete katılabilirsiniz.

Son dönemde en çok ilgisini çeken içerik:

Blinkist uygulamasını son dönemde iyi şekilde kullanmaya başladım. İşe gidip gelirken veya spora gidip gelirken bir kitap özetini dinleyebiliyor ve notlarını alabiliyorum. Blinkist’in ücretli versiyonunun evernote entegrasyonu bulunuyor. Notlarım da orada birikiyor.

Ben geç Netflix izleyicisiyim. İtiraf edeyim, henüz bir dizi izlemedim. Ama, netflix’i çok öğretici buluyorum. Son dönemde mesela “StayHere” ve “Million Dollar Menu” programlarını izledim. Sunum yapmaktan tutun da, deneyim tasarlamaya, insanları anlamaya (bunlar benim işlerim) çok şey öğrendim. Netflix’te ayrıca biyografi izlemeyi seviyorum. Önyargısız, kendimi onun yerine koyarak, onun nasıl düşündüğünü anlamaya çalışarak.

Bu ara merak ettiğim bir diğer konu da “zihinsel modeller, karar modelleri, algoritmalar” gibi konular. Başlangıç kitabı olarak Türkçe de bulunan  “Hayatımızdaki Algoritmalar” kitabını çok beğendim. Bir de böyle bir liste var.

Özgür Alaz'dan kalıcı bilgi edinmek için küçük bir yöntem:
TED konuşmaları her zaman favorimdir. Şöyle bir yöntemim var. Mesela, bu ara spor benim için önemli. O zaman “sport/muscle/health +TEDx” gibi youtube’da bir arama yapıyorum. O konuyla ilgili ilginç konuşmaları izliyorum. O anki ihtiyacımla bağlandığı zaman daha kalıcı oluyordur umarım.

Bu aralar ne dinliyor:

Kolay yanıt, kendimi. Gerçekten. Kendimi gitgide daha çok bulduğumu hissediyorum. İç sesim bana harika şeyler söylüyor. Bu arada 4 ay da şan kursuna gittiğimi de ekleyeyim. Sesim de iyi çıkar 🙂

Müzik tercihi olaraksa, şaşıracaksınız ama K-POP’u sevmeye başladım. Çok komik, enerjik, üretilmiş bir sanat, deneysel, karışım, içinde her şey var. Neymiş bu K-Pop diye bakıp sevdim gerçekten. Sonraki adım da kendime dövmesini yaptıracağım bir grup seçmem gerekiyor sanırım 🙂

Bunun tam tersi yönde Opera ve Müzikalleri çok severim. Benim gibi opera sevenler bu linki sevecektir. Avrupa operalarındaki performansların canlı kayıtlarını yayınlıyor.

Bu biraz hüzünlü bir parçadır ama en çok dinlediklerimdendir. Okuyuculara gelsin o zaman bu parça: Son nata a lagrimar  (O gördüğünüz izlenme rakamlarını kendi emeğimle yaptım 🙂

Son olarak hypem’den bahsedeyim. Müzik bloglarındaki populer parçaları listeliyor. Yenileri görmek için güzel. Hypem çok eski bir konsept, belki de ilk üyelerindenimdir. İşte hypem’de beğendiğim şarkılar.

En yeni teknolojik oyuncağı:

En son, iphone X almıştım. Telefonun güvenlik kilidini kaldırınca daha çok sevmeye başladım. Elimde hayatımın kumanda merkezi gibi kullanıyorum.

Son dönemlerde üzerine en çok düşündüğü söz/alıntı:

Belki duyanlar vardır. İlham defteri diye bir projem var. Duymadıysanız normal, instagram’da beni takip eden sadece 3000 kişiden görüp de dikkat edenler biliyor. Orada benzer soruyu insanlara, arkadaşlarıma soruyorum. “Hayatta sana en çok ilham veren söz nedir?” diye.

Sevgili Evrim Kuran, deftere Martin Luther King’in bu sözünü yazmıştı: “Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse Michelangelo’nun resim yaptığı, Beethoven’ın beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki, burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş desinler.”

Bu sözün hikayesini Evrim’den dinlemek isteyenler aşağıdan izleyebilirler.

 

Bu aralar en çok tanışmak istediği kişi:

Cevap veriyorum ama önceden söyleyeyim. Gerçekten inandığım, istediğim bir yanıt.

En çok merakla tanışmak istediğim kişi bundan sonra tanışacağım müstakbel kişi. O kişi buradaysa şimdiden selamlar ve tanışmak için can attığımı biliyorsun o zaman.

İnsanları dinlemeyi, bildiklerimi paylaşmayı, yeni fırsatlar yaratmayı çok seviyorum. Yani kiminle tanışırsam tanışayım bu merak ortamını yaratacağımı biliyorum.  

Bu seride kimi görmek ister:

Uğur Özmen’i görmek isterim. Bilgi paylaşmayan, içgörü paylaşan; bunu samimiyetle yapan, başka açıdan bakan, yaş aldıkça gençleşen nadir insanlardandır.

Hikayemi okuyan herkese teşekkür ederim.

Henüz Özgür’ü takip etmiyor musunuz?  aman diyim hemen takibe alın derim. İşte Özgür Alaz’ın bazı sosyal medya hesapları:

Twitter, Instagram, Youtube, Linkedin