Kapitalizmin son mabedi insan egosu!

Geçenlerde birkaç arkadaşımla kariyer mevzusu üzerine sohbet ediyorduk. Kariyer meselesinin ne kadar subjektif ve boş bir kavram olduğu üzerine muhabbet derinleşirken, konu bir anda Linkedin’deki iş ilanlarına geldi. Dostlarımdan biri, ilanların çoğunun şişirme titrlerden oluştuğundan söz açtı.  Kendisi birkaç şirketle görüşmeye gitmiş ve önerilen maaşların titrlerin altında ezildiğinin farkına varmış. Gerçekten de internetteki iş ilanlarının başlıklarına baktığımızda hemen her şirketin müdür ya da direktör arayışında olduğu anlaşılıyor. İlanların detayına indiğinizdeyse, bazı kurumsallaşmış şirketler hariç,  çoğu şirketin sadece 2 – 3 yıllık iş deneyimi olan gençler için müdürlük hatta direktörlük pozisyonları açtığını görmek mümkün. Bahsi geçen müdürlük ve direktörlüklerin bazılarıysa akla hayale gelmeyecek cinsten…

Kapitalizm ve iş dünyası egolarımızdan besleniyor ama bize ekmek lazım!

‘’Verdiğimiz maaş zayıf, bari çalışanımızın titri tam olsun. Çalışanımız açlık sınırında da yaşasa, kendisini  iyi hissetsin.’’ mantığı ile açılmış direktörlük ve müdürlük pozisyonları ilk bakışta çalışan bünyesinde psikolojik bir rahatlama yaratsa da, maalesef kariyerde bir sonraki adımın önüne de set çekebiliyor.

Teknoloji ve internet insanların sabretme katsayısını düşürdü; haliyle bu durum kariyer dünyasındaki beklentileri de etkiledi. Özellikle genç nesil çok hızlı yükselmek ve hemen parayı bulup emekli olmak derdinde. Bir yıl içerisinde terfi alamayacağını gören genç, hemen özgeçmişini güncelleyip başka bir şirkete zıplamak istiyor. CV’lerdeki şişirme titrler,  kariyer yolunun başında olan gençler için oldukça tehlikeli. Örneğin; kişi bir önceki küçük şirkette direktör ya da müdür titriyle çalışmışsa, bu kişinin daha kurumsal bir şirketteki uzman pozisyonu için, gereğinden fazla kalifiye olarak değerlendirilip, İK Müdürü tarafından elenme riski çok yüksek. İşin acı tarafı bazı kurumsal şirketlerin uzman pozisyonu küçük ölçekli şirketlerdeki müdürlük pozisyonuna göre daha çok maaş ve imkan sağlayabiliyor ve sırf bu içi boş titrler yüzünden genç insanların kurumsal kariyer defterleri henüz açılmadan kapanabiliyor.

Eee, peki biz ne yapalım, nerede çalışalım, nasıl bir işe girelim?

Şişirme titrlerin peşinden koşarak kurumsal kariyerinizi bitirmek ve hayatınızı zindan etmektense sağlam ve yavaş adımlarla ilerlemek en doğrusu. Basamakları hızlı tırmanmak her zaman iyi olmayabilir. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde tırmanacak çok fazla basamak olmadığı da bir gerçek. Herhangi bir şirketin Genel Müdürü olduktan sonra hayat daha da zorlaşıyor. Çünkü bu tür stratejik konumlarda en fazla 3-5 yıl kalabilirsiniz. Süreniz dolduğunda başka bir Genel Müdürlük pozisyonu bulmanız da pek kolay değil. Sırf bu yüzden genç yaşta emekli olmak zorunda kalan; restoran ve kafe işletmecisi olarak kariyerine devam eden çok Genel Müdür tanıyorum. Kişisel fikrimi soracak olursanız, bu türlü bir kariyer kurumsal kariyerden çok daha keyifli ve anlamlı bile olabilir! Yine de kariyerde sağlam, ancak yavaş adımlarla ilerlemek kısa vadede sıkıcı ancak uzun süreçte çok daha büyük bir kazanç ve gelecek vaad ediyor. Niyetiniz kurumsal bir kariyer yapmaksa unutmamanız gereken bir konu daha var; kurumsal dünyada çalışan hiç kimsenin yeri garanti değil, sistem her an sizi değiştirip yerinize yedeğinizi koyabilir. O yüzden çok da kafaya takmadan hayata devam etmekte fayda var.