Theodore Sturgeon’un 1941 yılında yayınladığı ‘Microcosmic God‘ adlı kısa romanını bilir misiniz? Kitap, James Kidder isimli çılgın bilimadamının gizlice yarattığı 10 cm’lik ‘Neoteric’ isimli laboratuvar ırkının maceralarını konu alıyor. Neoteric’ler hızlı metabolizmaları ve gelişen zekalarıyla, haftada bir nesil atlıyor ve bir yıldan kısa bir sürede insanoğluna eşdeğer bir toplum haline geliyor.

Durun daha bitmedi! Çılgın bilim adamı, Neoteric’leri kendi aralarında gruplara ayırarak onların davranışlarını inceliyor, kendi aralarında yarıştırıyor ve onlara çeşitli engeller çıkartarak zorlukların üstesinden nasıl geldiklerini inceliyor. Neoteric’ler sözde tanrının yarattığı yapay zorlukları geliştirdikleri Neoteric teknolojileriyle her seferinde aşıp çözüme ulaşıyorlar. Neoteric’lerin yaratılan her yapay problemi yeni bir teknolojiyi keşfederek aştıklarını gören ‘Sözde Tanrı’, bu teknolojilerden gerçek dünyada ticari başarılar elde etmekten de geri durmuyor. Günün sonunda Neoteric bilimi ve toplumsal zekası öyle bir seviyeye geliyor ki ne onları yaratan ‘Sözde tanrı’ ne de insan ırkı bu toplumun gelişimine ön alamıyor.

Türk insanı şu günlerde Neoteric kafasında…

Daha düne kadar akıllı telefonlarımızdan e-posta bile bakamazken bugün VPN ve DNS ayarlarını değiştirerek yasaklı sitelere bile girer olduk. Bilgiye erişimde önümüze çıkan tüm engelleri, eş dost akrabadan öğrendiğimiz yöntemlerle bertaraf ediyor ve bir Hacker edasıyla dost muhabbetlerinde caka satıyoruz.

Hulusi abi şimdi google dükkanına giriyorsun; bilmemne yazılımını indiriyosun, gerisine karışımıyorsun… konu bende…

microcosmic god bookİnsanın en temel ihtiyaçlarından biri olan iletişimden doğan internet ve sosyal medya teknolojileri tabir-i caizse aba altından sopa gösterilerek engellenemez, kontrol altına alınamaz ya da kurumsal/devlet güdümünde topyekün yeniden tasarlanıp, yapılandırılamaz (bakınız; barbra streisand sendromu).  insanlar yine bir şekilde ne yapar ne eder, istediği içeriğe ulaşmanın bir yolunu bulur. Zaten bugün kullandığımız çoğu teknoloji, gündelik sıkıntılara çözüm ararken keşfedilmiştir. Bugün binlerce lira verdiğimiz tüm o janjanlı telefonlarda kullanılan çoğu yazılım ve teknoloji bundan yıllar önce “Black Hat” teknolojileri olarak, Hacker tayfalar tarafından keşfedilmişti ve ücretsiz olarak kullanılıyordu. Teknoloji şirketleri bu tür underground pazarlarda işe yarar teknolojileri araştırıp, lisanslıyor ve paketleyerek önümüze atıveriyor. Tıpkı Theodore Sturgeon’un kitabındaki çılgın bilim adamı gibi “Sözde Tanrı”lar, küçük dünyalarında ne kadar zorluk çıkartırsa çıkartsın, her bir zorluk bir sonraki müthiş teknolojinin evrimine hız katıyor olacak. Kim bilir belki bu ‘neoteric’ kafası sayesinde dünyaya hizmet edecek büyük teknolojilere de ev sahipliği yapmaya başlarız…