Neden bazı insanlar daha mutlu ve başarılı?

[Tweet “Cennet bahçesinde herkes mutludur. Hayatında kendi cennetini yaratabilir misin?”]

Başarılı olmak çok garip bir şey. Kim, kime göre neden daha çok başarılı! Sağda solda başarı hikayeleri anlatan abiler ve ablalar kendi değer yargılarına göre ne kadar başarılı ve mutlular? Mutluluk ve başarı hakkında bildiğim tek gerçek; sosyal normlara göre tanımlanmış başarı ve mutluluğun yaşam boyu daim olmayacağıdır. Hayat inişlerle ve çıkışlarla dolu uzun bir yol. İnişler, acılar, başarısızlıklar başarı ve mutluluğun adını koymamızı sağlayan olmazsa olmazlar. Yani başarılı ve mutlu hissedebilmek için bu negatif öğelere ihtiyacımız var.

Peki başarı ve mutluluğu belirleyen faktörler ne?

Başarı ve mutluluk kavramları üzerine filozoflar ve bilim adamları asırlardır kafa patlatıyor. Tüm bunlar nedir ne değildir hala pek net değil. Başarı ve mutluluk kavramları sosyal ve ekonomik normlara dayandırıldığı sürece korkarım hiçbir zaman netleşemeyecek ve tam olarak anlaşılamayacak. Bazı insanlar başarıyı kazanılan para olarak değerlendiriyor. Parası çok olan ve mutsuz hayatlar yaşayan o kadar çok (sözde başarılı) insan var ki! Aşağıda paylaşacağım düşünceler bazılarınıza anlamlı, bazılarınıza da anlamsız gelebileceği gibi yine içinizden kimileri de ‘‘pehhh, bunları ben de biliyorum. Bütün kişisel gelişim ve din kitaplarında aynı şeyler yazıyor zaten, ne var ki bunda!’’ türünden düşüncelere kapılabilir. Doğrudur, zaten bende  bu bilgileri size satmak niyetinde değilim. Ancak birazdan okuyacağınız bu dört temel öğenin bazı sorulara cevap olabilme ihtimaline de şans vermek gerek. En azından bende işe yarıyor.

İnsanı oluşturan 4 temel öğe

İnsan fiziksel, düşünsel, duygusal ve inançsal olmak üzere dört temel mekanizma üzerine oturtulmuş bir canlı. Çoğu kişisel gelişim kitabında bu mekanizmalardan bahsediliyor zaten.  Bu dört mekanizma birbiriyle uyumlu olarak çalıştığında kişi sağlıklı, üretken, mutlu ve huzurlu oluyor. Mekanizmalardan birinde sıkıntı varsa sistem tökezlemeye başlıyor. Gelin isterseniz bu mekanizmaların içeriğine birlikte göz atalım.

Fiziksel mekanizma:

Bedensel ve fiziksel konulardan sorumlu olan bu motorumuz yeme, içme, spor yapma, fiziksel anlamda sağlıklı olmak gibi konuları kontrol etmekle yükümlü. Uzmanlar bedenimize iyi bakmak için az, ama düzenli yemek ve yine düzenli egzersizi öneriyor. Beden mutluysa, zihin de mutlu olmaya başlıyor.

Düşünsel mekanizma:

Düşüncelerimiz ve üretken tarafımızdan sorumlu olan motorumuz. Eğer gündelik problemlerle mücadele ederken yaratıcı çözümler üretebiliyorsak, gün içinde geçmişi ve geleceği kafamıza takmıyor, an’da kalabiliyorsak bu motor da düzgün çalışıyor demektir.

Duygusal mekanizma:

Sevmek, sevilmek, vicdan ve duygusal konularımızdan sorumlu motorumuz. Değer vermek ve değerli hissetmek insanın varlığını pekiştiren iki önemli unsur. İnsan sosyal bir varlık ve aslında herkes birbirine görünmez iplerle bağlı. Öyle ki elinizde tuttuğunuz iPhone’un ekranını anakartına bağlayan Çinli işçiyle ile bile görünmez bir alışverişimiz var. Bir şekilde birbirimizin  hayatına dokunuyoruz. Hepimiz biriz gibi mesajlar verip ruhunuzu daraltmak istemem ama şunu bilin ki Robinson Crusoe o ıssız adada insan gibi yaşamaya devam edebildiyse kader arkadaşı Cuma’ya çok şey borçludur!

İnançsal mekanizma:

İnanmak, şükretmek, hatta dini bütünsellik konularından sorumlu motorumuz. Tanrıya inancınız olsun olmasın, şükretmeye veya teşekkür etmeye başladığınızda, kısacası varlığınız için minnet duymaya başladığınızda, birden bardağın dolu tarafını görmeye başlıyorsunuz. Özellikle kapitalizmin bize dayattığı ‘’sahipsen mutlusun, sahip değilsen mutsuzsun’’ argümanını yerle bir edebilecek çok güçlü bir kavramdan bahsediyorum. Şu an hayatta olmamız bile büyük bir mucize… Hepimiz içimizde milyarlarca hücre ve mikro organizmayla koskoca bir evreni barındırıyoruz içimizde… Sahip olduğumuz yaşam inanılmaz bir hediye ve bu yüzden ne kadar teşekkür etsek ve minnet duysak azdır. Dini inançlar konusunda zihninde bazı soru işaretleri olan biriyseniz, ya da inanmıyorsanız bile çevrenizdekilere bol bol teşekkür edin. Bu teşekkür etme meselesinde de var bir iş! İnsanı fena halde rahatlatıyor.

Bence hayatta gerçekten mutlu ve başarılı olan insanlar, bilinçli ya da bilinçsiz olarak, bu dört mekanizmayı birbiriyle uyumlu çalıştırıyor. Sizler bu konuda ne düşünüyorsunuz? Sizce de bütünsellik mutlu ve başarılı bir hayatın anahtarı olabilir mi?