Seksenli yıllar; dört buçuk yaşındayım. Babamın görevi nedeniyle hiç bilmediğimiz Kıbrıs’ta Değirmenlik köyünde kalıyoruz. Kardeşim daha yeni doğmuş. Onun bebek battaniyesini çengelli iğneyle tutturup kendime süpermen pelerini yapmışım; ordan oraya atlayıp zıplıyorum. Babam endişeli; “Bu herif ben uçuyorum deyip bir gün kafayı gözü yaracak, Bahar,” diyor anneme.

O zamanlar en sevdiğim teknolojik cihaz ITT marka VHS video oynatıcımız ve süpermen vidyo kasetlerim. Her gün birkaç doz süpermen filmi alıyorum bünyeye. Her çocuk gibi ben de özel olduğuma, bir şekilde uçabileceğime inanıyorum. Uçmak, sahip olmak için uğrunda yandığım ve çok çalıştığım bir süper güç. Her gün antrenmandayım. Kafa ve ruh olarak hazırım ama beden pek oralı değil!

Süpermen çizgi roman karakteri olarak ilk yaratıldığında uçamıyormuş. Sadece zıplayabiliyormuş. Ne trajik, uçmak hayal güçleriyle yaşamını kazanan çizgi romancılar için bile ne büyük bir tabu! Uçabilmek süpermene zamanlar çaktırmadan eklenen bir özellikmiş.

Şu müthiş cihazın benim üzerinde emeği çoktur. Bunu insanlığa kazandıran o mühendislerin herbiriyle tanışıp, fotoğraf çektirmek isterdim. Fotoğrafı internetten buldum. Bizim ki hala İzmir’deki evin deposunda. Kim vurduya gitmeden el koyup mütevazi ’Tarihi dijital ciciler’ müzeme eklemeyi planlıyorum.
Şu müthiş cihazın benim üzerinde emeği çoktur. Bunu insanlığa kazandıran o mühendislerin herbiriyle tanışıp, fotoğraf çektirmek isterdim. Fotoğrafı internetten buldum. Bizim ki hala İzmir’deki evin deposunda. Kim vurduya gitmeden el koyup mütevazi ’Tarihi dijital ciciler’ müzeme eklemeyi planlıyorum.

Uçuyoruz ne güzel kamikazeee

Yaş ilerlemiş, artık ilkokula başlamışım. Sadece annem ve babam değil, sınıf öğretmenlerim de uçamayacağım yönünde büyük baskılar yapıyor. Bir yaz tatili teknolojinin de gücünü arkama alarak kardeşimi uçurmaya karar veriyorum. Annemle babam bizi babaannemlere emanet edip mini bir tatile çıkıyor. Kardeşimle dedemlerin bodrumunda çevreden topladığımız pimapen çıtaları ve muşambalarla iki buçuk metre uzunluğunda, bize göre dev bir kanat inşa ediyoruz. Yalnız kanat haddinden fazla ağır. Kardeşimi apartmanın yanındaki 1,5 metrelik bir duvara çıkarıyorum. Kanadı takıyoruz ve…

“Hadi atla,” diyorum. Test pilotu hiç oralı değil.

“Atlasana kızım bi’şey olmaz,” diyorum. Tık yok!

Pilot tırsıp yan çiziyor. Çıkıp arkadan itiyorum bende. 1,5 metrelik yükseklikten çat diye aşağıya düşüyor bizim kanatlı melek. Kanadı takıp birkaç kez bende deniyorum. Mesafe problemli! Kanatların altına rüzgâr girmiyor. İlkokul 2’nci sınıf fen bilgisiyle anca bu kadar oluyor, ama ısrarcıyım. Sadık asistanım ve çatal yürekli test pilotum Gözde’yle kanadı bisiklete takmanın yöntemine bakıyoruz. O mereti nasıl takacağız, hiçbir fikrimiz yok. Büyük kuzen bize yardımcı olur mu acaba! O yaz bu problemi çözemiyoruz.

Rahmetli dedem, cici kardeşim ve ben! Dedem iyi adamcağızdı nurlar içinde yatsın.

Hakan Akben (@hakanakben) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Ekip bu! Sağdaki çatal yürekli pilot, sadık asistanım kardeşim Gözde. Ben soldayım. Bakmayın öyle utangaç durduğumuza cevval bilim insanlarıyız. Arkadaki de rahmetli Hamdi dedem. Kendisi bilimsel çalışmalarımızdan çok sonra, bodrum katına indiğinde, haberdar oluyor. Bu fotoğraf çekildikten birkaç hafta sonra ortalığı dağıttığımız için pek kızacak! Aman ses etmeyin…

Uçamadım bari nesneleri hareket ettirebileyim

Yaş biraz daha ilerleyince tele-kinetik güçlerim olduğuna dair inancım yeşeriveriyor. Hala ilkokuldayım; insanın beyin gücüyle nesneleri harekete geçirebileceğine olan fikirler akla yatkın geliyor. Walt Disney ve Hollywood çocuk filmlerinin de burada epey etkisi olduğu aşikâr. Bu konuda birkaç belgesel de izleyince inancım tavan yapıyor. Tek ihtiyacım ‘odaklanmak’ ya da en azından ben öyle olduğunu düşünüyorum. Gözlerimi kısaraktan tele-kinetik enerjimi kendimce odaklıyorum. Cânım kardeşim; bir tek o inanıyor tele-kinetik güçlerime. Bu güçlerimle onu sadık bir köleye dönüştürüyorum.

Ben: “Şimdi televizyonun kumandasını al ve kanalları teker teker geçmeye başla,”

Kardeşim: “Geçmiycem…”

Ben: “Bana karşı mı geliyorsun; şimdi senin beynini eritirim, zuuummm…”

Kardeşim: “Tamam abicim hemen geçiyorum kanalları,”

Ben: “Güzeell… Şimdi git bana mutfaktan bir bardak su getir bakalım…”

İnsan doğası işte; güç müç yok ama naifleri etkisi altına alan müthiş bir “-mış gibi” efekti var.

Yine de gerçeğin acı yüzünden kaçmanın da bir sonu var. Bilyeler ya da tasolarla oynarken süper tele-kinetik güçlerimi kullanmak için epey kasıyorum ama nafile! Bu da tutmuyor. Belki de hoşlaştığım kızların aklına girer; zihinlerini manipüle ederekten bana olan ilgilerini açık etmelerini sağlayabilirim diyorum. O da olmuyor!

Hayaller X-men gerçekler Battal gazi

Çizgi filmler, çizgi romanlar benim çapsız hayal gücümle birleşince ecnebilerin ‘day dreaming’ dediği hadiseler başıma gelmeye başlıyor. Kendi iç dünyamın gerçekliği yerli yersiz dış dünyamı ve fiziksel gerçekliğimi ele geçirmeye başlıyor. Günümün büyük bir çoğunluğunda hayal dünyasındayım.

Annem askeri bir disiplinle yetiştirdi bizi. Akşamları sekiz buçukta yatar, sabahları yatağımızı yapmadan okula gidemezdik. Okul günleri sokağa çıkmamız ve televizyon izlememiz kesinlikle yasaktı. Ancak özel izinle bazı istisnalar yapılabiliyordu. Bu durum, lise yıllarıma kadar böyle sürdü. İyi mi oldu, kötü mü oldu bilemiyorum. Bildiğim tek şey, annemin pek övündüğü bu baskı rejiminden kaçmak için kardeşimle birbirinden keyifli oyunlar keşfedip, müthiş eğlenceli zamanlar geçirdiğimiz.

Yaş yirmilere geldiğinde yepyeni bir süper güç keşfettim

Batman’i bilirsiniz. DC Comics evrenindeki onca süper güçlü kahramanın arasında etten kemikten, senden benden biridir O! Bildiğimiz anlamda hiçbir süper gücü yoktur. Tamam; zengindir, akıllıdır, teknolojiyi dibine kadar kullanır ama eninde sonunda sıradan bir insandır. Batman’in Justice League’de DC evrenindeki pekçok süper kahramana önderlik yaptığını da biliyoruz. Peki bu nasıl oluyor? Sıradan bir insan olan Batman, Süpermen’in ve diğer kahramanların saygısını nasıl kazanıyor, onlara nasıl önderlik yapabiliyor!

Hayal gücü ve irade tüm süper güçlerin atası

Batman’in irade gücü DC evrenindeki tüm süper kahramanları dize getiriyor.

Öyle ki Bane, Batman’in belini kırdığında bile abimiz iradesiyle; çok çalışarak ve kendiyle mücadele ederek imkânsız bir şekilde iyileşmeyi becermişti.

Justice League çizgi roman serisinde aslında Batman gibi normal bir insan olan Green Lantern’in süper güçlerinin kaynağı olan yüzüğünü Batman’e verdiğinde Batman’in hayal gücü ve iradesiyle yüzüğü nasıl kontrol edip, yenilmez olduğunu hatırlayın. (Bilen bilir!)

Batman'in hayal gücü ve iradesi Green Lantern'in yüzüğüyle birleşince olanlar...
Batman’in hayal gücü ve iradesi Green Lantern’in yüzüğüyle birleşince olanlar…

“İradesiz düşünce, zihne arız bir derttir; düşünceye gem vurmak, zihne gem vurmak demektir; bu ise rüzgârı zaptetmekten zordur. “

Mahatma Gandhi

İrade demişken; insanın irade gücünü kontrol altına alabildiğinde neler yapabileceğinin minik bir örneğine bir göz atın isterim.

Aşağıdaki youtube videosu Lone Survivor filminden. Görüntüler Amerikalı deniz piyadelerin eğitimlerinden gerçek görüntüler. Türkiye’de de benzer sıkı bir eğitimi SAT komandoları alıyor diye biliyorum.

“irade kötü talihi yener,” demiş, Alexis Kivi. Sizce de çocukluğumuzdan beri aradığımız süper güç hayal gücü ve irade olabilir mi?