Aynı yazıyı farklı sitelerde kullanırsam Google’da sıralamam nasıl etkilenir?

İşlerden kafayı kaldırıp günlüğe vakit ayıramadım uzun zamandır. Bu konuda birkaç dostumun “Doğru dürüst yazmayacaksan kapat şu siteyi de bizde beklenti içinde olmayalım” serzenişlerine cevaben bu yazıyı kaleme alıyorum. Umarım bugün bir milat olur da bahaneleri rafa kaldırıp, blog’uma daha fazla zaman ayırabilirim 🙂

Bir süredir üzerine çok okuyup, fazlaca kafa patlattığım önemli bir konu var; binbir emekle oluşturduğumuz site içerikleri ve blog yazılarını farklı site ve mecralarda kullanırsak ne olur? Google’da web sitemin sıralaması geriler mi? Yazarı ben olsam da yazılarımı farklı sitelerde yayınladığım takdirde Google benim siteme kopya içerikli muamelesi yapar mı?

Herkes binbir emekle oluşturduğu içerikleri, haliyle olabildiğince fazla sitede kullanmak ve bu sitelerden trafik kazanmanın derdinde. Lakin, bu tür çalışmalar uzun vadede faydadan çok zarar getirebiliyor.

Web sitemdeki içerikleri başka siteler kullanmış mı?
Web sitenizdeki hangi içeriklerin başka sitelerde kullanılıp kullanılmadığını kontrol için ‘www.copyscape.com’ u kullanabilirsiniz! Yapmanız gereken tek şey web sitenizin URL’sini girmek ve Copyscape search’e basmak!

copyscapecom örneği

Google aynı içeriğin farklı sitelerde olmasından hoşlanmıyor ama…

Dijita pazarlama ve içerik startejilerimizin büyük bir kısmını SEO ve arama motorlarındaki sıralamalarımızı üst seviyelere taşımak için yapıyoruz. Web sitesi trafiğine faydası olur diye düşündüğümden blog’da kullandığım yazıların bir kısmının çeşitli haber sitelerinde kullanılmasına razı oluyorum. Bu şekilde anlık çok sayıda ziyaretçiyi blog’uma çekebiliyorum lakin, uzun vadede SEO stratejim için pekte faydalı değil. Sebeplerini ve çözümlerini aşağıda sıraladım:

  1. Google, birebir aynı içeriği faklı sitelerde bulduğunda otomatikman Rank’i yüksek olan siteyi baz alıyor ve ben yazıyı ilk kendi blog’umda yayınlamış olsam bile, benim siteme kopya içerik kullanmış muamelesi yapıyor. Rank’imi düşürüyor.
  2. Yazımın içerisinde kendi siteme link verirsem, bunu backlink olarak algılayabilir lakin, bu durumda da yazıyı yayınlayan sitenin kredisinden yemiş oluyoruz.
  3. Yazıyı yayınladığım web sitesinin içerisinde yazıyla birlikte link rel =Canonical html kodunu yerleştirebilirsek, burada Google’ a bu sitedeki içeirğin orijinalinin bulunduğu linki referans olarak göstermiş olabiliyoruz. Ancak gerçek şu ki birçok haber ve web sitesi bu kafalardan çok uzak. SEO yapmayı anahtar kelimeleri peşpeşe sıralamak olduğunu düşünen bir zihniyete bunu nasıl anlatabiliriz ki? 🙂
    Canonical kodu HTML içerisinde şu şekilde kullanılıyor
    — <link rel=”canonical” href=”http://www.orijinaliçeriğinbulduğusite.com” />  —

     

  4. Google’da orijinal içeriğinizin ilk paragrafını başka bir sitede yayınlamakta bir sıkıntı yok. Lakin on paragraflık bir yazının üç ya da beş paragrafını yayınlamak bile sıkınıtı yaratabiliyor.
  5. İçeriği kuvvetli bir makaleyi farklı cümlelerle yeniden yazarak farklı web sitelerinde yayınladığınız takdirde Google bunu kopya içerik olarak algılayamayabiliyor.
  6. Makaleyi farklı bir dilde farklı bir sitede yayınladığınız zaman yine Google buna kopya içerik muamelesi yapmıyor. Çünkü çeviriyi yaparken kuvvetle muhtemel kendi yorumlarınızı da katıyor olacaksınız.

 

Satışları artırmak için 3 Temel Growth Hacking Stratejisi

Growth Hacking, online iş dünyasında büyüyen bir trend. Online’da gelirinizi artırmak için işinize yarayabilecek 3 temel Growth Hacking Stratejisine bir göz atın. 

Growth Hacking teknikleri

Growth Hacking meselesi şu günlerde çok popüler. Ne işe yarar, dijital pazarlamadan farkı nedir, acaba girişimlerin can simidi olabilir mi, vb. gibi… zihinlerde bir sürü soru var. İçinde “hacking” olan her terimin dayanılmaz çekiciliğini de eklersek, Growth Hacking’in önümüzdeki yıl dijital camiada dillere pelesenk bir terim olacağı ve tıpkı bir dönem sosyal medya uzmanında olduğu gibi memleketimizde yüzlerce “Growth Hacker” türeyeceği kesin. Bu yüzden işletme sahiplerinin ve girişimcilerin gözlerini dört açmasında ve bu trendler hakkında bilgi sahibi olmasında yarar var.

Girişimler, kısa sürede müşteri edinebilme becerileri sayesinde hayatta kalır ya da yok olur. Ürününüzün eli yüzü istediğiniz kadar düzgün olsun; pazardaki arz talep dengesini tutturamaz ve satış yapamazsanız dükkanı kapatırsınız. Çoğu girişim, büyük kaynak sıkıntıları ve nefes tutma egzersizleriyle hayata tutunma çabasındayken; milyonlarca dolarlık pazarlama bütçeleriyle iletişim kirliliği yaratan dev kurumların gürültüsünden sıyrılıp, müşterilere sesinizi duyurmak gerçekten zor zanaat.

Neyse ki, dijital deneyimler çok hızlı şekilde yayılıyor ve dev bütçeli firmaların çoğu,  dijital kanalları yine aynı geleneksel bakış açılarıyla kontrol etme çabası içinde. Haliyle bu durum doğru dijital stratejiler belirleyip, uygulayabilen girişimlerin kısa zamanda büyümesine ve fark yaratmasına yardımcı oluyor. Bu yazımda Growth Hacking’in ne olduğundan ziyade, Growth Hacking’in 3 temel stratejisine değineceğim. Yine de “Growth Hacking nedir, Growth Hacker kimdir” diye merak edip, bilgilerini tazelemek isteyenler şu yazıma bir göz atabilir.

Her şey satışları artırmak ve sürdürülebilir büyüme için

Bir Growth Hacker’ın dijital girişimlerde büyümeyi tetikleyen üç temel stratejisi vardır. Bu stratejiler, doğru kaynak kullanımıyla girişimin sürdürülebilir büyümesine hizmet eder. Büyüme dediğimiz hadise, sunduğunuz hizmeti satın alan kullanıcı sayısının, ölçeklenebilir şekilde, kısa sürede artırılması ve devamlılığının sağlanmasıyla mümkün olur. Tabii ki bu deneyim, zaman ve para isteyen bir süreçtir.

Gelin şimdi Growth Hacking’in temel stratejilerine hep birlikte kısaca bir göz atalım.

Growth Hacking’in #1’nci temel stratejisi: Bedava trafiği artırmak [Tweet]

Dijital dünyada her şey sitenize yapılan ziyaretle başlar. Çok paranız varsa, parası olan çoğu büyük firmanın yaptığı gibi; dijital reklamlara hatırı sayılır bir bütçe gömersiniz, büyük kitleler reklamlarınıza tıklar ve sitenize gelir. Lakin bu yöntem ile trafik yaratmak sürdürülebilir olmamakla birlikte, ciddi anlamda maliyetlidir. Maalesef, çoğu girişim kaynak sıkıntısı yaşadığından trafik için yaratıcı ve sürdürülebilir çözümler bulmak zorundadır. Bu stratejiye hizmet eden işe yarar birçok popüler taktik var. Önde gelen taktikler elbette SEO (Arama motoru optimizasyonu), Sosyal medya trafiği, E-mail pazarlaması ve diğer ilgili popüler ürünlerle yapılabilecek olan API (Application Programming Interface) entegrasyonları olarak karşımıza çıkıyor.

Growth Hacking’in #2’nci temel stratejisi: Gelen trafiği paraya dönüştürmek (CRO – Conversion Rate Optimization)  [Tweet]

Sitenize trafiği çektiniz, her gün binlerce kullanıcı geliyor ama kimse ürününüzü satın almıyor ya da sisteminize üye olmuyor olabilir. Bu durumda sitenizin içeriklerini ve gelen kullanıcıların sitenizdeki davranışlarını analiz etmek gerekir. Burada Google Analytics’ten tutun Kissmetrics ve Crazy Egg’e kadar bir dizi farklı analiz aracını kullanarak kullanıcı ve içerik analizleri yapılır. Belirlediğiniz KPI’lara göre ki bu KPI’lar; sitenize gelen ziyaretçilerin e-postasını almak, ürününüz hakkında yorum yapması ya da sosyal medyada paylaşmasından tutunda ürününüzü satın almaya kadar çok çeşitli olabilir. Verilen bu görevleri yerine getiren ziyaretçi convert edilmiş (yani dönüştürülmüş) olarak kabul edilir. Dönüşüm oranını artırmak için ziyaretçiler için içeriğin ve site içindeki deneyimin yeniden tasarlanması gerekebilir. Conversion rate optimization’ı doğru şekilde yapabilmek için sitenizdeki yorumları tek tek incelemeli, arkadaşlarınızdan ya da ziyaretçilerinizden site ile ilgili geri bildirim almalısınız. Growth Hacking terimini literatüre kazandıran Sean Ellis’in Qualaroo insights eklentisine bir göz atmanızda fayda var. Bu eklenti, sitenize gelen ziyaretçilere canlı anket yapıyor ve sitede ne tür içerikler görmek istediğinize deyin, sunduğunuz ürün veya servisin en beğendikleri ya da beğenmedikleri özelliklere kadar farklı sorular sorarak kullanıcıdan anlık geri bildirim topluyor. Bu geri bildirimler sitede dönüşüm oranını artırmak için uygulayacağınız taktiklere yön veriyor.

Growth Hacking’in #3’üncü temel stratejisi: Sürdürülebilir olmak [Tweet]

Sürdürülebilir olmayan hiçbir iş modeli başarılı olamaz. Yukarıda değindiğimiz stratejileri çeşitli taktiklerle desteklemek gerekir. Lakin,  taktiklerin dijital dünyada çok dönemsel ve anlık olacağını da unutmamak gerek. Growth Hacking ile sürdürülebilir büyümeyi yakalayabilmek için birçok taktiği seri şekilde deneyip, ölçümleyip, işinize en çok etki edeni bulup, durmadan iterasyonlar yapıp doğru sonuçları alana kadar çalışmanız gerekir.

Growth Hacking’i geleneksel pazarlama yöntemlerinden ayıran en büyük fark; iç görülere göre karar vermektense durmadan ölçümleme yapıp, yeni taktikler geliştirmektir.

Siz Growth Hacking meselesi ve yukarıdaki stratejilerle ilgili ne düşünüyorsunuz? Aşağıda yorumlarınızı bekliyorum 🙂