Etkili insanların 7 alışkanlığı; yeni hayata yeni ilkelerle başlayın

Hayatımın kontrolünün avuçlarımın arasından kayıp gittiğini hissettiğim anlar gözümün önüne geliyor… Herkes gibi kendimi yetersiz, işe yaramaz, mutsuz hatta zavallı gibi hissettiğim dönemlerden bahsediyorum… Özellikle okul ve profesyonel hayatımın ilk yıllarında mutluluk ve mutsuzluk duygusu birbirine yapışmış, her gün bana duygusal ve zihinsel işkence yapardı. O dönemlerde içimden bir ses, bu günlerin hayatımın sadece demo versiyonu olduğunu, her şeyin yavaş ve sakin bir şekilde rayına oturacağını söylerdi. Nitekim doğru da oldu! Lakin hayatın demo versiyonundan gerçek sürümüne geçiş sürecine karşı hazırlıklar yapılmalıydı. Bu işe paradigmalardan, yani sahip olduğum değerler dizimin yeniden kodlanmasıyla başlanabilirdi.

Paradigmaların yeniden yapılandırılması

Aile, iş, para, ilişkiler gibi dış etmenler bizleri zorladığında eğer sahip olduğumuz içsel değerler tam oturmamışsa, psikolojimiz zayıflamaya başlar ve hayatla ilgili sorgulama ve yeni arayışlar zirve yapar; geceleri uyuyamaz, sabahları geç ya da uykusuz kalkar, etrafımıza saçtığımız negatif enerji ile dostlarımızın duygularını bir vampir gibi sömürmeye başlarız. Bunalımımız bir çığ gibi büyürken, geçmişle bitmeyen hesaplaşmalar, pişmanlıklar ve kızgınlıklar yakamızı bırakmaz.  Zihin rahat durmaz, spekülasyonu çok sever, en sevdiği şey ise zamanda ileri ve geri yolculuk yapmaktır. Maalesef bu zaman yolculuğu zihni ve bedeni çok yorar. Bir çıkış yolu ararız, ertesi gün ya da önümüzdeki Pazartesi, yeni hayatımıza merhaba demek için planlar yapmaya başlar, bu konuda büyük beklentiler içine gireriz. Dönüşümümüzün bir anda, kesin ve net bir şekilde gerçekleşmesini bekleriz, fakat gerçek şu ki; dönüşüm hiçbir zaman bir anda olmaz çünkü, değişimin kesin ve net olmasını istiyorsak işe kemikleşmiş yanlış değer dizimizin yeniden yapılandırılmasıyla, yani paradigmalarımız ile başlamamız gerekir. Dini kitaplar, kişisel gelişim metinleri, yaşam koçları bu konuda sadece birer yol göstericidir. Bu kaynakları özümseyip, kendi zihin ve duygu süzgecimizden geçirip kendimize has yeni değer yargıları oluşturmalı ya da var olan değer yargılarımızı sağlamlaştırmamız icap eder. Bu da yıllar sürecek uzun bir pratik ve çalışma gerektirir.

Bu uzun ve hiç bitmeyecek gibi görünen yolculukta yeni değerler diziliminizi oluştururken bazı kaynaklara ihtiyaç duyacaksınız. Dini kitaplar, felsefe kitapları, dahilerin biyografileri, dost sohbetleri ve bazı kişisel gelişim kitapları (ki bence büyük çoğunluğu hiçbir işe yaramıyor!) bu yolda ilerlerken sahip olacağınız önemli kaynaklar olacak… Bu kitaplar içerisinde rahmetli Stephen R.Covey’nin ‘Etkili insanların 7 Alışkanlığı’ ve ‘8. Alışkanlık’ kitaplarının yeri çok ayrı bir yerdedir. Mutluluk ve başarıya giden yolda doğru ilkelere (değer yargılarına) sahip olmanın önemi tartışılmaz. Gelin Stephen R.Covey’nin kitaplarında sunduğu değerlere, yani etkili insanların 7 alışkanlığı ve 8. alışkanlığa kısaca bir göz atalım.

  • Proaktif ol,
  • Sonunu düşünerek işe başla,
  • Önemli işlere öncelik ver,
  • Kazan/Kazan diye düşün,
  • Sinerji Yarat,
  • Önce anlamaya çalış… sonra anlaşılmaya,
  • Baltayı bile,
  • Sesini bul ve insanlara seslerini bulmaları için ilham ver.

Peki siz bunalımlarınızı bertaraf ve hayatınızı dengede tutmak için hangi yöntemlere ve kitaplara sığınıyorsunuz? Aşağıdaki yorum bölümünden düşüncelerinizi paylaşıp, sesinizi duyurabilirsiniz!

You may also like

  • Hemen herkesin mutsuzluk ve güvensizlik içinde olduğu bir dönem oluyordur mutlaka. Bu zamanlarda iyi kitaplarla arkadaşlık etmek akıllıca bir seçim. Böyle zamanlarda ben Alain ve Seneca’yı kendime arkadaş ediniyorum. Bana güç veriyorlar.

    • Size kesinlikle katılıyorum. Alain ve Seneca ile ilgili daha fazla bilgi edinmeyi çok isterim…

      • Bendeki Alain’in “Söyleşiler” ve Seneca’nın “Ahlaki Mektuplar” kitaplarını size ödünç verebilirim isterseniz. Bana bir posta adresi iletmeniz yeterli.

        • Çok teşekkür ederim… Ben dayanamadım, internetten kitap özetlerine göz attım ve hemen evimin yakınındaki kitabevinden satın aldım… Okuduktan sonra birlikte mini bir değerlendirme yapmayı çok isterim…

  • Mehmet Bulak

    Ben böyle sıkıntılı zamanlarda daha fazla dua etmem ve yaratıcıya yönelmem gerektiğini düşünürüm. Dua etmenin ruha kattığı muazzam gücü hiçbir yerde bulamıyorum. İçe dönüşün en basit yolu insanın kul olduğunu hatırlamasıdır.

    • Geç gelen cevabım için kusura bakmayın. inancın her türlüsü ve yaradana sığınmak insana büyük güç verir. İnsan, egosunu törpüleyip kabullenmeyi öğrendikçe yüreği de genişler, bakış açısı gelişir, olaylara karşı algısı değişir ve tölerans katsayısı artar. Bu da sürdürülebilir mutluluğa katkı sağlar…

  • Firdevs Kales

    Yazı için çok teşekkürler, Blogu gezerken dikkatimi çekti bir iki yorumda ben yapyım dedim. Yukarıdaki maddelerden biri ile ilgili bir notum olacak.

    Sonunu düşünerek işe başla,
    Bilinmezlik kucaklanmalı bence, hep verilen bir örnek vardır ya ormanda kaybolsan çimenlerin ezilerek yol oluşturduğu patikadan ilerlemeyi mi tercih edersin yoksa ormana herhangi bir yerden yürümeye mi başlarsın? Böle bir şeydi sanırım 🙂 İçimizdeki bilinmeyenden korku hepimizi ezilmiş çimenli yoldan yürümeye iter ve yeni maceralara içine girip yeni şeyler keşfetmekten yoksun kalırız. Kısaca toparlıyım sonunu göremediğimiz işe de girmekten korkmamalıyız. Bilinmezi kucaklayıp onun içinde yeni ihtimalleri yaşamak ve keşfetmek insana büyük mutluluklar ve fırsatlar verebiliyor.

    • Firdevs Hanım, değerli yorumlarınız çok teşekkür ederim.

      Çok haklısınız. Bilinmezlik kucaklanmalı. İnsan bilinmezlere yolculuk yapmaktan çekinmemeli. Lakin, “sonunu düşünerek işe başla” derken, bilinmezden ürkmeyi kast etmemiştim. Kitabın yazarı Stephen R.Covey’in de böyle düşündüğünü sanmam. Sonunu düşünerek işe başlamak, daha çok bizim için neyin önemli olduğunu öğrenmeye çalışmak ve o amaçta adımlar atarak, hayatımızı daha mutlu, üretken ve anlamlı kılmak üzere söylenmiş olmalı… Eğer hedef, bilinmezlerin peşinden koşmak ve yeni maceralara yelken açmaksa, neden olmasın! 🙂 Maalesef çoğumuz hayattan beklentilerimizi doğru belirleyemediğimizden ordan oraya savrularak harcıyoruz, zaten sınırlı olan vaktimizi. Öte yandan, biz ne kadar ileri görüşlü olursak olalım, hayat bize sürprizlerini göstermekten geri durmayacaktır… 🙂